Aralık 25, 2006

yalnızlık

yanımda kimse olmadığından değil
yalnızlığım,
yalnız olduğumu söyleyebileceğim
kimse olmadığı için
yalnızım ben...

düşünceler

seni düşündüğüm zamanlar
senin de beni düşünüp düşünmediğin düşüncesi
düşündürüyor beni...

gözler

gözlerin gözlerimi
gözlerimin gözlerini
gözlediği gibi gözleseydi
gözlerimiz göz göze gelirdi...

günün (s)özü 15

Vizyon eğer aşırıya kaçarsa illüzyon olur!
Rahmi Koç

Aralık 23, 2006

KonFikir Makinası

Girişmek için iyi bir fikriniz var mı..?

Bir zamanlar Apple'dan kovulan, şu an Apple CEO'su olan Steve Jobs, ünlü İngiliz atasözüne(Yıldırım iki kere çarpmaz!) karşı gelircesine pazarlamada devrim yaratmaya devam ediyor.

Macintosh 'tan sonra Ipod ile inanılmaz bir pazar başarısı yakalayan Jobs'ın hayatına göz atmakta fayda var. Çok şey kazanacağınızı umuyorum. (iCon:Steve Jobs)

Geçenlerde aklıma şu fikir geldi: Fikirleri bir gün değerlendirmek üzere bir yerde biriktirmek...

Hatta herkesin bir KonFikir Makinası olsa da orada fikirlerini biriktirse...

Eminim bir gün işe yarayacaktır, KonFikir Makinası 'nı dolduranlar bir gün meyvelerini alacaklardır.

Bakın, ben başladım bile..!

Aralık 22, 2006

günün (s)özü 14

Emretmek daha zordur itaat etmekten. Her emir bir tecrübe ve bir riziko gibi göründü bana; ve canlı, bir emir verdiğinde, daima tehlikeye atar kendini.

Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Perspective



Galatasaray Üniversitesi İİBF İşletme Kulübü yayını olan Perspective dergisinde yer alan yazıları okumak ve GSU İşletme Kulübü'nün faaliyetlerini yakından takip etmek ister misiniz?

O halde... Tıklaması bedavaaaaaaaaaaa!!!


NoT: Reklam arası başlığı altında reklam ve pazarlama ile ilgili yazılarımı siteden okuyabilirsiniz.

Aralık 20, 2006

İçinizdeki Tyler



'Omlet yapmak istiyorsan, birkaç yumurta kırman gerekir.'

'Yaptığınız iş değilsiniz.
Cüzdanınızdaki para sizin kim olduğunuzu belirlemez.
Siz bankada duran paranız da değilsiniz, giydiğiniz kahrolası üniforma da.
Sadece dünya üzerinde şarkı söyleyip dans eden birer pisliksiniz.'

Tyler Durden/Fight Club

Aralık 19, 2006

adidas by Stella McCartney



Paul Mccartney 'in küçük kızı, Gucci'nin cazip teklifini deri giysiler üretmek istemediği için geri çeviren hayvan hakları savunucusu, yaratıcı bir kadın modacı...

2000 yılında Madonna'nın gelinliğini tasarlayan Stella McCartney, şimdilik erkekler için kafasını yormuyor. Adidas için hazırladığı fall/winter 2006 collection ve spring/summer 2007 collection görülmeye değer!

Dahi modacı Stella; kadınlara şık, elit ve trendy olma yollarının kapılarını açıyor...

Sonbahar/Kış 2006 ve İlkbahar/Yaz 2007 koleksiyonları için go! go! go!

http://www.press.adidas.com/stellamccartney/

günün (s)özü 13

'Her zaman kazanmazsınız. 1994 Oyunlarında dördüncü oldum. Ama hayatımın en hızlı yarışını koştum o gün.. Kendimce o gün kazanmıştım. Çünkü daha evvel hiç yapmadığım bir şeyi yapmayı başarmıştım.'

Bonnie Blair
Dört Olimpiyatta 5 Altın kazanan Şampiyon/ Hız Pateni

Aralık 18, 2006

Bir Reklamcının İtirafları


"As a private person, i have a passion for landscape, and i have never seen one improved by a billboard. Where every prospect pleases, man is at his vilest when he erects a billboard. When i retire from Madision Avenue, i am going to start a secret society of masked vigilantes who will travel around the world on silent motor bicycles, chopping down posters at the dark of the moon. How many juries will convict us when we are caught in these acts of beneficent citizenship?"

David Ogilvy
Founder of the Ogilvy & Mather Advertising Agency,
In Confessions of an Advertising Man, 1963

Dilenci ve Reklamcı



Reklam nedir sizce? Gerçeği bir başka türde süslemek ve hayâl ettirmek mi? Gerçeği iyimser bir açıdan dile getirmek mi yoksa?

Gelin şu kısa hikayeye göz atalım ve ne olduğunu anlamak için biraz yol katedelim...


Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "DOĞUŞTAN KÖR" yazılı imiş.

Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.

Ne olduysa olmuş. Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya....

Bir cümle yetmiş, onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına...

Ne mi yazıyormuş?

"GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM."

Mesnevi


"Come, come again, whoever you are, come!
Heathen, fire worshipper or idolatrous, come!
Come even if you broke your penitence a hundred times,
Ours is the portal of hope, come as you are."


Mevlana Celaleddin Rumi

Cömert Warren Buffet



'Çocuklarıma bırakacağım mirasın miktarı onların bu hayatta bir şeyler yapabilecekleri kadar çok olacak, ama hiçbir şey yapamayacakları kadar fazla değil.'

Bu sözler, dünyanın en zengin ikinci adamı, ünlü yatırımcı Warren Buffet'e ait. 46 milyar dolarlık servetinin önemli bir kısmını uzun zaman önce bağışlayacağını söyleyen Buffet, önümüzdeki birkaç yıl içinde Berkshire Hathaway'daki 31 milyar dolar civarındaki hisse senedini, arkadaşı Bill Gates ve Gates'in eşi Melinda tarafından yönetilen vakfa bırakacağını belirtti.

76 yaşındaki Buffet, böyle bir kararı almasının nedenini şöyle açıklıyor:
'Gates'lerin bu parayı benden daha iyi dağıtabileceğine inanıyorum.'

Buffet'in çeşitli vakıfları yöneten üç çocuğuna verdiği meblağ ise 3 milyar dolar civarındaymış.

Siz olsanız ne yapardınız?

içten

yağmur içinde yağmur,
kar içinde kar olmak isterdim...

iç-dış meselesi değil benim meselem...
her ikisi de kabulümdür,
yeter ki içten olsun!

dışına tavrım içindendir,
içi dışı bir olsun yeter ki!

Aralık 16, 2006

Mizahın İyileştirici G:)c:)

Geçenlerde bir yerde okumuştum: 'Karamsar deneyimli iyimserdir.'

Ne derece doğru bilemiyorum ama ben iyimser olmaya devam ediyorum şimdilik. Bu söz geçerli ise karamsar olana dek sürdüreceğim bu tutumumu.

Bu konuyla ilgili, mizahla yakından ilgilendiğim senelerde okuduğum ve etkilendiğim bir kitap hakkında bilgi vermek istiyorum.

Allen Klein ‘Mizahın İyileştirici Gücü’ adlı kitabında bir yandan kahkanın ve eğlencenin psikolojik ve fizyolojik değerini gösteriyor, bir yandan da zamanlamanın önemini açıklayarak mizahın bazen yersiz olduğunu dile getiriyor. En yıpratıcı olayların bile üstesinden gelmemiz için çeşitli yollar öneriyor.

Kısaca; mizahın, eğlencenin, komedinin hayatımızdaki rolünü ve önemini inceliyor diyebiliriz. Kitabın bazı konu başlıklarıyla ilgili sözler derledim. Umarım işinize yarar, cebinizde bulunsun...

* Çifte Kazanç

Mutlu olduğum zaman içimden ağlamak geliyor. Ama mutsuzken gülmek istemiyorum. Sanırım mutlu olmak daha iyi. Çünkü o zaman birinin bedelini ödeyerek iki duyguyu birden yaşıyorsunuz.
Edith Ann adıyla Lily Tomlin

* Gülünce Neler Kazanırsınız

Kahkahanın gücü karşısında, hiçbir şey ayakta duramaz.
Mark Twain

* Mizah Başarmamıza Yardım Eder

Tatsız düşünceleri yok etmenin en iyi yolu güzel düşüncelere yoğunlaşmaktır.
Hans Selye
Stres Araştırmacısı


* Mizah Dengemizi Korur

Mizah duygusundan yoksun bir insan, yoldaki her çakıl taşında sarsılan, yayları olmayan bir vagona benzer.
Henry Ward Beecher

* Gülme/Ağlama İlişkisi

Kahkaha ve gözyaşı... Hayal kırıklığı ve bıkkınlığa verilebilecek iki tepki. Ben şahsen gülmeyi tercih ederim, çünkü arkada toparlanacak daha az şey kalıyor.
Kurt Vonnegut

* Yaşanmış Olaylara Bakış

İpin sonuna geldiğinde, bir düğüm at ve asıl. Veee sallanmaya başla!
Leo Buscaglia

* Bir Tutum: Neşeyle Islık Çalmak

Tutum her şey demektir. Mae West seksenli yaşlarınıyirmi yaşında olduğuna inanarak yaşadı, ve matematiğinin kötü olduğu hiç aklına gelmedi.
Soundings dergisi

* Gülümsemeniz Şemsiyeniz Olsun

Bir gülümseme, her şeyi düzleştiren bir eğridir.
Phyllis Diller

* İlk Gülen Olmak

Apallıklarımızı gizlemek yerine kabullenirsek, bunlara gülmeye başlarız. Bütün dünya da bizimle birlikte güler.
Jimmy Durante

(Old Boy filminde de buna benzer bir söz hatırlıyorum:
'Gülersen tüm dünya da seninle birlikte güler, ağlarsan tek başına ağlarsın.' )

* Dünya Gülme Laboratuvarınız Olsun

Eğer çevrenize şöyle bir göz atarsanız, yaşamın gerçekten komedilerle dolu olduğunu görürsünüz.
Mel Brooks

Son olarak bir Çin yazıtıyla bitiriyor kitabını yazar...

Yaşam risklerle doludur.
Hepimiz ip üstünde yürümeye çalışan birer akrobatız.
Bir ip cambazı
İp üstünde, kendini evinde gibi hisseder.
Bedenini hafif tutan
Düşüncelerinin yalın kalmasını sağlayan insanlar
Tehlikede gibi görünsedeler de
Asıl güvende olan onlardır.


Uzun lafın kısası: Hayata G:)l:)mseyin

Aralık 15, 2006

Sahte Lego İlanları



Daha önce Telefonica şirketinin ilanıyla ilgili değindiğim 'Yaratıcılıkta Yasak Bölge İhtiyacı' konusunu tekrar hatırlayalım.

Yaratıcı grubun işlerini ifşa ederken sağ duyulu olmaları gerektiğini ve kişisel yaratıcılıklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarının yanlış olduğunu düşünüyorum.

İnternette künyeleri gezen sahte Lego reklamlarına değinmek istiyorum. İlanların sahte olduğu, sanat yönetmeni ve reklam yazarının "yaratıcılıklarını zorlamak" adına Saatchi yönetiminden habersiz olarak bu çalışmaları yaptıkları; hatta Lego'nun Saatchi'nin müşterisi bile olmadığı yazılıyor. Tehlikeli bölgeye giren iki yırtıcı-yaratıcı reklamcı ajanslarını ve adı geçen markayı zor duruma sokabiliyor.

Bir şekilde internete sızan bu çalışmalar oldukça üzücü ve kesinlikle kimseye hitap etmiyor. Sahte de olsa, suistimal edilen acılar ve değerlerin hüküm sürdüğü, yaratıcılıkla yırtıklığın farkını ortaya koyan, herkesin kendisine vicdanen yasak ilan etmesi gereken bölgeleri gözümüze sokan bu ilanları anlamak ve onlara anlam yüklemek mümkün değil!

Konuyla ilgili diğer ilanlara, açıklama mektubuna ve yorumlara şu linklerden ulaşabilirsiniz:

http://www.bigumigu.com/bigu/haber.asp?hid=1277
http://www.adrants.com/2006/12/lego-belittles-world-disasters.php
http://adsoftheworld.com/blog/operation/apology_letters_for_lego

Son olarak Edward de Bono 'dan bir alıntıyla bitirelim:

'Değer taşıyan her yaratıcı fikir, mutlaka mantıklı olmalıdır. Yoksa, düpedüz çılgınca bir fikir olur. Yaratıcı fikir, eğer mantığı varsa, biz o mantığı görene kadar çılgınca bir fikir olarak kalır. Mantığı yoksa, sonsuza kadar çılgınca bir fikir olarak kalmaya mâhkumdur.'

günün (s)özü 12

Herhangi bir şeye inanmama hakkını elde etmek istiyorsan, önce anlamalısın.

Şenlik Kamyonu



Efes Pilsen Maket ve Obje Yarışmasının maket dalındaki birincisi olan Korkut Varol'un projesi Efes Pilsen Şenlik Arabası 2006 'nın yapılma aşamalarını görmek için linke tıklayabilirsiniz.

Aralık 13, 2006

Güzel Havalar


Bu şiiri 2002 yılında mezun olduğum Kayseri Fen Lisesi'ne, hocalarına, öğrencilerine ve kendinden bir şey bulan herkese ithaf ediyorum. Orhan Veli'ye minneti borç bilirim. Bizi neler mahvetti sizce..?

Güzel Havalar

Bizi bu güzel havalar mahvetti.
Böyle havalarda kopya çektik,
Vurgan'ın dersinde...
Okula defter-kitap götürmeyi,
Kay-Fen'in bahar havasında unuttuk.
Böyle işittik sevgi dolu sözleri, Avni Hoca'dan...
Okuldan kaçma hastalığımız,
Hep böyle zamanlarda nüksetti.
Bizi bu güzel havalar mahvetti.

Günler kısaldı, mevsimlerde...
Ve yıl fen liseli bir öğrencinin okul defterinde,
Birkaç sayfa resim, öyle yarım yamalak ki;
Adnan Bey'in sayesinde...

Doğa gibi bakıyorsun yağmur yağıyor.
Sonra çiçek açıyor, çiftleşmeler başlıyor birer birer...
Elimizle bir anda dönüyoruz ilk yıla,
Çömez yıllarımıza...
Hani şu dağbaşı yalnızlığımıza,
Ahmet Abi'nin kantin semalarına,
Her şeyden habersiz, başıboş dolaştığımız dar yollara,
Adını patika koyduğumuz inek yollarına,
KFL'nin arka sokaklarına,
Işıkların yıldızların gölgesinde kaldığı sahipsiz mezralara...

Bahçe dışarda yinelesin dursun kendini,
Telepinu değiliz, ölüp dirilemeyiz ki...
Okul defterimizde bırakın bizi,
Yeter artık!
Başbaşa bırakın bizle bizi...

Demin de dedim ya;
Hep böyle havalarda nüksetti.
Bizi bu güzel havalar mahvetti.
Kay-Fen sevgisi...
Üzerine;
Dostluk sergisi...
Arkasından;
Neşe ve hüzün silsilesi...

İşte bizi bu güzel havalar mahvetti.
Hepimizi bu sıcacık anılar mahvetti.


Sevgiler...

karşı

karşıyım, karşı!
çirkinim, güzele karşı;
güzelim, çirkine karşı.
nedir benimle alıp veremediğin?
hayat!
bu sabaha karşı.

Fast Car BMW


Tracy Chapman'ın 1988'in ortalarında çıkan efsane şarkısı Fast Car hayalini BMW 1 serisi süsleyen herkese gitsin...

Fast Car

You got a fast car
I want a ticket to anywhere
Maybe we make a deal
Maybe together we can get somewhere

Anyplace is better
Starting from zero got nothing to lose
Maybe we'll make something
But me myself I got nothing to prove

You got a fast car
And I got a plan to get us out of here
I been working at the convenience store
Managed to save just a little bit of money
We won't have to drive too far
Just 'cross the border and into the city
You and I can both get jobs
And finally see what it means to be living

You see my old man's got a problem
He live with the bottle that's the way it is
He says his body's too old for working
I say his body's too young to look like his
My mama went off and left him
She wanted more from life than he could give
I said somebody's got to take care of him
So I quit school and that's what I did

You got a fast car
But is it fast enough so we can fly away
We gotta make a decision
We leave tonight or live and die this way

I remember we were driving driving in your car
The speed so fast I felt like I was drunk
City lights lay out before us
And your arm felt nice wrapped 'round my shoulder
And I had a feeling that I belonged
And I had a feeling I could be someone, be someone, be someone

You got a fast car
And we go cruising to entertain ourselves
You still ain't got a job
And I work in a market as a checkout girl
I know things will get better
You'll find work and I'll get promoted
We'll move out of the shelter
Buy a big house and live in the suburbs

You got a fast car
And I got a job that pays all our bills
You stay out drinking late at the bar
See more of your friends than you do of your kids
I'd always hoped for better
Thought maybe together you and me would find it
I got no plans I ain't going nowhere
So take your fast car and keep on driving

You got a fast car
But is it fast enough so you can fly away
You gotta make a decision
You leave tonight or live and die this way

Aralık 12, 2006

dili geçmemiş zaman

ıslak bir kağıtmışım,
bir zamanlar.
yeni yeni anlıyorum da,
işe yaramamak ne acıymış...

kırık bir bibloydum,
geçenlerde.
hiç unutmuyorum o anı,
kırıp geçmişlerdi yanımdan...

yırtık bir çadırım,
şimdilerde.
yaşamak güzel ama,
içimde bir boşluk var...

Aralık 11, 2006

Trend Show 07 Rüzgârı


Tek kelimeye sığmayan şişman aktivite sonunda çatladı ve ortaya çıktı. Trend Show'dan bahsediyorum tabii ki!

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da gençlerin(özellikle liselilerin) sahnede görmeyi en çok istediği grupları bir araya getiren Trend Show, gösteri dünyasının ve gençlerin heyecanına ortak olarak özel aktiviteler ve fütursuzca dağıttığı hediyelerle gençlerin karşısındaydı. 7-10 Aralık tarihleri arasında tam 4 gün boyunca gençler zıpladı, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu sallandı.

Kimler yoktu ki!

Hande Yener, Teoman, Mor ve Ötesi, Ceza, Vega, Hepsi, Redd, Hayko Cepkin, Dorian, Pinhani ve özel gösterileriyle Bubble Artistry Ana Yang, That 1 Guy, Allegria Acrobatics, BBI Extreme Show. Ayrıca; Penguen ve Kemik ekibi imza gününde tam kadro yerlerini aldılar.

Uzun lafın kısası; siz siz olun; 2008 Trend Show'u kaçırmayın, gençler ve kendini genç hissedenler...

Slogan 'güzel' olursa

Alfa Romeo
Güzellik yetmez.

Bellona
Güzel yaşamak sanattır.

Doğuş Çay
En güzel çay, doğuş çay.

Egos
Başınıza gelen en güzel şey.

Filli Boya
En güzel boya

Gümüşsuyu
güzelim halı...

Kotex
Kadın olduğunu hissetmek güzeldir.

Mavi Jeans
Çok güzel oluyoruz.

Omo
Kirlenmek güzeldir.

Pantene
Sağlıktan gelen güzellik

Aralık 10, 2006

Yeni Opel Corsa ve C'MON!


Yeni Opel Corsa'nın reklam mottosu olan C'mon nedir, ne değildir, ulaşılmak istenen hedef ve reklamın Türkiye'deki algılanışı nasıldır? Bu anlaşılmaz kampanya için bunun gibi birçok soru sorabilirsiniz.

Öncelikle C'mon İngilizce argosunda 'Come On' anlamına gelmektedir. Sağda solda c'mon nidalarıyla dolaşan bez bebekler Corsa'nın peşini bırakmamaktadır. Nitekim; Opel Corsa bu reklam kampanyasıyla hedef kitlesini ailelerden daha genç kesimlere indirmek istiyor. Bunun için de bu sempatik(!) bez bebeklerden yararlanarak MTV'de 4 aydır süren under the radar adında bir program yapıyor ve 2006 MTV Europe Music Awards sponsoru olarak karşımıza çıkıyor.

Açıkçası bu sıradışı kampanyanın Türkiye'de istenilen başarıya ulaşacağını zannetmiyorum. Gençlere yönelik de olsa özellikle üniversiteden yeni mezun olan, ilk primlerini sayan kitlenin bez bebeklere kanıp da o kadar parayı bu otomobile verecekleri konusunda şüpheliyim. İşin bir başka boyutu, Corsa'nın C'mon kampanyasında birebir örtüşme göremiyorum. Yani görsellerle yazılar birbirini desteklemiyor. Bu da algıda birtakım zorluklara yol açıyor ki; gençlerin seçimlerinde karışıklık ortaya çıkıyor. Yeni Opel Corsa'nın C'monlarla bezeli afişindeki metne göz atalım:

Fantastik Yeni Opel Corsa

Köşede oturmuş sıcacık kahvenizi sakin sakin yudumluyorsunuz ve... VAAAY! Şu gözünüzü alamadığınız güzellik de nesi? Tabii ki bizim Yeni Opel Corsa... Aerodinamik tasarımıyla, pek de karizmatik... Panorama sunroof'u, AFL, FlexFix taşıyıcı sistemi ve pırıl pırıl piyano lake orta konsoluyla ağzınızı açık bırakıyor. Bu arada üstünüz başınız da sıcak kahve oluyor haliyle. Yeni Opel Corsa. C'MON!

İşin özü; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Aralık 09, 2006

Yaratıcılık mı, yırtıklık mı?


Yırtıklık, icat edilmesi gereken yeni bir kavramdı. Yırtıklık, tümüyle farklı olmak arzusundan kaynaklanan bir yaratıcılık türüdür. Yaratıcılık, her zaman için yeni ve farklıdır, bu durumda genel kanı her yeni ve farklı şeyin yaratıcı da olması zorunluluğudur. Böylece, her farklı, tuhaf ve çizgi ötesi şey ‘yaratıcı’ sıfatını hakeder.

Bu düşünceye veya bu tarz yaratıcılığa karşı herhangi bir itirazım yok. Benim tek endişem insanların ‘yırtıklık’ ile ‘yaratıcılık’ kavramlarını eşit tutarak gerçek yaratıcılığa yazık etmeleridir. Yaratıcılık kolay anlaşılır, basit, sonradan anlaşılacak bir mantığa bürünmüş olarak görünebilir. Yaratıcılık “Hey bana bakın, ne kadar da yaratıcıyım değil mi?!” diye bağırmaz.

Tuhaflık genel olarak dikkat çekmez. Elbette bir hesap vermek isteyenlerle, alışılmış adetlere olan hor görüsünü bir resmi geçit törenine çevirmek isteyenler tuhaflığın yırtıklığına başvurabilir. Üzücüdür ki, sıradışıların oluşturduğu oldukça uzun bir sıra vardır- sanki tüm hippilerin hippi üniformalarını giymeleri gerekiyormuş gibi. Farklı olma arayışı ile motive olmanın yanlış bir tarafı yoktur. Ancak bunun, sıradışı olmak adına sıradışı olmak noktasında kalması yazık olur. Yan düşünme sürecinde provokasyonun son derece önemli bir rolü vardır. “Po arabalarının kare tekerleği vardır.” tipik bir provokasyon örneğidir. Provokasyonun ana noktasında ise, porovokasyondan uzağa hareket etmek için hareket kullanılmaktadır. Öylece provokasyonun üzerinde oturup “Bu yaratıcı değil mi.?” demek yerine kare tekerlekten hareket ederek akıllı suspansiyon tasarımına ilerleniyor. Provokasyon değerli bir basamak ancak yararlı bir sonuç değil.

Yırtıklığın yaratıcılıkla bu kadar sık eş anlamlı kullanılmasının sebebi, yırtıklığın çok kolay olmasıdır. Böylece, farkedilmek ve yaratıcığıyla gösteriş yapmak isteyenler bu izlenmesi en kolay rotayı takip etmektedir. Bu bir seçenek ve seçimdir. Benim bakış açıma göre pek yapıcı bir seçenek değil. Sadece sıradışı olmanın ötesinde katkı yaratabilen yaratıcılığa sonsuz saygım var. Bu durumda anahtar soru “Bu yaratıcılık hangi değeri yaratır?” Cevap göz çelici olabilir ancak bir çığlık da kulağı çeler. Gerçekten de çığlıklarla dolu bir dünyada yaşamak istiyor musunuz?

*Çevirmen notu: Dr. Edward de Bono yaratıcı düşünce alanında bir fikir lideridir ve “yan düşünce” kavramını ilk kullanan kişidir. Yaratıcılık ve düşünce alanında Gerçek Yaratıcılık, Altı Düşünce Şapkası ve Yan Düşünme adlı çok satan kitapların da dahil olduğu 50’den fazla kitap yazmıştır. ACA’nın yıllık toplantılarının ikisinde anahtar konuşmacı olarak bulunmuştur.

Yaz: Dr. Edward de Bono
Çev: Damla Özlüer

Crazitivity by Dr. Edward de Bono


From FOCUS Volume 8, Number 2, March-April 1997


Crazitivity is a new word that needed inventing. Crazitivity is that sort of creativity that is solely driven by desire to be different. Creativity is always new and different so the belief is that something new and different is necessarily creative. So anything different, bizarre and off-thewall claims to be creative.

I have no objection whatever to this belief and this style of creativity. My only concern is that people sho uld equate crazitivity with creativity. This would be a pity and would be a great disservice to serious creativity. Creativity can be low key, simple, unostentatious and very logical—in hindsight. Creativity does not have to announce: "Look at me. Aren’t I creative!!"

In the advertising world something that is crazy may catch attention and may therefore have a direct value. This is seldom the case elsewhere. Since much of the impetus for deliberate creative effort came from the advertising industry(brainstorming) there is this residue of belief that bizarre is creative.

Bizarre does not attract attention in general. So those who want to make a statement or parade their disdain for normal conventions may seek the crazitivity of bizarreness. Sadly, there is a huge convention of unconventionality—just as all hippies had to wear hippie uniforms. There is nothing wrong with the motivation to seek to be different. It is a pity if it just stops at being different for the sake of being different. In lateral thinking there is an important role for provocation. "Po cars have square wheels" is a typical provocation. The point of provocation, however, is that you use movement to move forward from the provocation. You do not just sit on the provocation and say: "Isn’t tha t creative?" So you move forward from the square wheel provocation to design intelligent suspension. Provocation is a valuable step but not a useful result.

The main reason why crazitivity is so often equated with creativity is that crazitivity is so very easy. So those people who want to be noticed and want to flaunt creativity find this the easiest route to take. That is a choice and an option. In my view it is not a very constructive one. I regard highly those creative contributions which deliver more va lue than just being different. So the key
question is: "What value does this creativity deliver?" It may be eye-catching but then a shout is ear-catching. Do you really want to live in a world full of shouting?

Dr. Edward de Bono is a leading authority in the field of creative thinking and is the originator of the term "lateral thinking." He has written over 50 books in the field of creativity and thinking—including the international bestsellers, Serious Creativity, Six Thinking Hats, and Lateral Thinking. He has been a keynote speaker at two of ACA’s annual conventions.

Aralık 05, 2006

İlk 5


- Murat! Sen en sevdiğim...hmm... 3. erkeksin
- ??...!!&?*%


İlk 5 Erkeklerim

1. Orkun
2. Uğur
3. Murat
4. Tolga
5. Dündar


İlk 5'te daha neler var neleeer! Hadi hadi çabuk olun!
Arkada bekleyenler var...

Aralık 04, 2006

Nevale'nin Zaferi


İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencisi Metin Kaplan yılların sefertasını çok daha modern görünümlü, her katı ayrı sıcaklığa ve zamana ayarlanabilen bir araç olarak tasarlamış, ismini de nevale koymuştu. Bu projesiyle; Electrolux 'ün 4 yıldır tüm dünyadaki üniversite son sınıf öğrencileri arasında düzenlediği Electrolux Uluslararası Tasarım Yarışması 'nda 9 öğrencinin arasına girerek finale kalmıştı.

Electrolux Design Lab 2006 tasarım yarışmasında finale kalan Kayseri Fen Lisesi 2003 mezunu Metin Kaplan, 28 Kasım'da Barselona'da yapılan finalde jüri tarafından birinciliğe layık görüldü. Metin 'i tebrik ediyorum ve başarılarının son sürat devam etmesini diliyorum.


Henrik Otto, head of Electrolux design says about nevale ;
'The concept not only solves a problem, but it also promotes a healthier lifestyle.'



Yarışmanın sonuçları, jüri raporu ve jüri ile ilgili ayrıntılı bilgi için:

http://www.electrolux.com/node35.aspx?id=1056442
http://www.electrolux.com/node23.aspx?folderid=20812&page=4&q


Nevale'nin fendi, fast food'u yendi sonunda...

Aralık 03, 2006

sarı bir kelebek


sarı bir kelebek...
dinleniyordu yanıbaşında.

blues filan masaldı,
onun tek derdi karanlıktı.

bitecek ömrüne mi yansın,
şişecek kafasına mı?

neyse ki yumdu gözlerini,
geceyle beraber...

ama...
anca beraber, kanca beraber.

dinleniyordu yanıbaşında,
sarı bir kelebek...

Bad Hair Day


Egos Jöle'nin başlatmış olduğu Bad Hair Day konsepti için şu siteye girmeniz önerilir:

www.badhairdayz.blogspot.com


Yeah!!! Every day is a bad hair day :)

Kasım 29, 2006

Yaratıcılıkta Yasak Bölgeler


Yaratıcılıkta yasak bölgelerde gezmek reklamcıları yanlış yollara sürükler mi?

Afişte Arjantinli bir ajansın Telefonica şirketi için yaptığı çalışmayı görüyorsunuz. Açıkçası bu kampanyaya sıcak bakmıyorum, çünkü doğru bilgi vermiyor. İnsanların kafasında Türkiye hakkında olur olmadık fikirler oluşturuyor. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demeyelim. Reklamlara etik açıdan yaklaşmak, sektörü olduğu kadar olmasa da hedef alınan tüketicileri de ilgilendiriyor. Dolaylı da olsa bunu böyle kavramanın gerekli olduğuna inanıyorum.

Öncelikle; söz konusu ajansın ta Arjantin'de olması, başka bir kıtada, yarım kürede yer alması kampanyayı yaratan grubun yanlış bir önsezi ya da önyargı ile davranmalarını haklı çıkarmıyor.

Sözgelimi; Usame Bin Ladin'in gençliğini alıp üzerine Gudyonsen ekip, bakın Türkiye ile İsveç arasında iletişimi nasıl da sağlıyoruz demek benim bakışıma göre yaratıcılığa girmiyor. Daha doğrusu taraflı(!) olarak baktığım için fikir havada kalıyor.

Öte yandan Türkiye-İsveç arasında en ucuz hattın Telefonica olduğunu dile getiren şirketin ajansı, önyargısını silemediği gibi ucuzluk kavramına görselinde değinmeyi bile akıl etmemiş.

Bu konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm Edward de Bono’nun 'Yırtıklık ve çılgınlık her zaman yaratıcılık değildir.' sözünü hatırlatmak isterim. Devamında ise şunu belirtiyor:

'Yırtıklığın yaratıcılıkla bu kadar sık eş anlamlı kullanılmasının sebebi, yırtıklığın çok kolay olmasıdır. Böylece, farkedilmek ve yaratıcığıyla gösteriş yapmak isteyenler bu izlenmesi en kolay rotayı takip etmektedir. Bu bir seçenek ve seçimdir. Benim bakış açıma göre pek yapıcı bir seçenek değil. Sadece sıradışı olmanın ötesinde katkı yaratabilen yaratıcılığa sonsuz saygım var.'

Diğer yandan Ernie Schenck blogunda(mtddblog), yaratıcılıkta yasak bölgeye ihtiyacımız olduğuna açıklık getiriyor. Çok açık örneklerle sıraladığı yazısında şu örneğe dikkat çekmek istiyorum:

İrlandalı bir kumar firması Paddy Power, İsa ve havarilerin poker oynadığı Son Yemek Parodisi'ni göstererek kampanyasını yapıyor. Doğal olarak bir sürü İrlandalı Katoliğin yanında dünyadan da tepkiler geliyor. Sonunda posterler indiriliyor. Onların yerine Paddy Power yeni bir poster asıyor. Aynen şöyle yazıyor:

'Eğlence ve kumar için bir yer var. Çok açık ki burası orası değil.'

Sonuç olarak Paddy Power kampanyası tutuyor. Başka bir fikir de tutabilirdi. Yazar bunun sansürcülük olduğunu ve kötü bir fikir olduğunu dile getiriyor.

Bu görüşlere katılıyorum. Çünkü kullandığımız(!) her türlü değere göstermemiz gereken bir saygı ölçüsü vardır. Bunu doğru ve yerinde kullanmak tüm reklamcıların elindedir.

Arjantinlilerin kullanıldığı bir reklam filminde Arjantin halkını zengin, pinti, burnu havada, yerlileri ezen bir şekilde kullanmaya kalksam-doğru olmasa bile- ‘Ne bileyim kardeşim dünyanın öteki ucunu, ben öyle biliyorum.’ desem haklı çıkar mıyım?

Çıkmam, çıkamam, çıkmak da istemem. Çünkü temelinde hata düşüncenin kendisinde. Savundukça batarım, battıkça savunurum. Elime de bir şey geçmez.

Bu yüzden tehlikeli bölgelerde dolaşmayı kendimize yasaklayabilmeliyiz.

Yaratıcılığımızı zirveye ulaştıracağını tahmin etsek bile...

atlı bir karınca


atlı bir karınca...
yalınayak.
yürüyor şevkle,
bir alacağı olmalı
buralarda...

savaşmaya gitmiyor,
ekmek derdinde...
gözlerini açmış,
doğaya direniyor.
bir bildiği olmalı;
yoksa ne işi var
buralarda...

atlı bir karınca...
yalınayak.
buralarda...

Kasım 27, 2006

günün (s)özü 11

Bir şeyden her şeyi bilerek ya da her şeyden bir şeyi bilerek bir şeye ulaşamazsınız.

Kasım 25, 2006

Reklamca Konuşuyorum IV

* İnsanların kalitenizi keşfetmeleri için onlara yardım etmeniz şart!

** Kuralları bilmeden ihlal edersen hatanı düzeltme şansını yok edersin.

*** Reklam aşktır; reklam yazarlığı ise bir tutku. Nitekim; aşkı incitmek tutkulara saygısızlıktır.

Kasım 18, 2006

Dünyanın en uzun sitesi




Kariyer.net'in www.dortmilyoninsanburadaneyapiyor.com lansmanından sonra bir an düşündüm. Eskiye nazaran uzun siteler daha mı akılda kalıcı kabul ediliyor artık?

İnternette gezinirken karşıma şu haber çıktı: İşte dünyanın en uzun internet adresi... Galler'in kuzeyinde bir kasaba ve kasabaya ait bir site. Tam 58 harf!

www.llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch.com

Türkçe'ye çevrildiğinde çıkan anlam ise şöyle: 'Kırmızı mağaralı aziz Tysilio'nun yaptığı hızlı girdabın yanındaki beyaz fındık ağaçlarının olduğu boşluktaki azize Mary kilisesi.' :)

Olayı abartan kasabalılar kasabanın adını doğru telaffuz etme yarışları düzenleyip ödüller veriyormuş. Bu durum kasaba ahalisinin hoşuna gitmese de web alanı 'Internetters' adında bir firma tarafından çoktan tescillenmiş.

Diğer bomba da Yeni Zelanda'daki bir kasabadan... Guiness Rekorlarına ismini çoktan yazdırmış ve gelecekten umutlu bir yer olan kasabanın ismi şöyle:

Tetaumatawhakatangihangakoauaotamateaurehaeaturipukapihimaunga
horonukupokaiwhenuaakitanarahu


((: Dile kolay! :))

carpe diem tadında şiir

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...

Jorge Luis BORGES

İignlç Arşatrıma

Bir ignliiz üvnisertsinede ypalıan arşaıtramya gröe, keleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln bnirici ve snoucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Arkdakai hfraliren srısaı krıaışk osla da ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil, bir btüün oalark oykuorumuşz.

Bıakn nsıal da düügzn oudkuunz, iignlç dieğl mi?

Sveilegr...

Kasım 14, 2006

Farklı Konularda Faydalı Siteler

* 24 Saat Haber, Anında Haber
http://www.sesonline.net

*İnternet üzerinden dijital çiçekler göndermek için http://www.digitalflowers.com/index.html

* Kısaltmaların anlamlarını bulmak için
http://www.acronymfinder.com

* 3 günlük hava raporu
http://www.meteor.gov.tr/webler/tahmin/tahminmaster.htm

* İngilizce iş yazışmaları (örnek metinler)
http://www.4hb.com/letters

* 25,000'in üzerinde tanınmış insanın biyografisi
http://www.biography.com

* El işaretlerinin anlamları
http://www.handspeak.com

* Türkiye'nin en kapsamlı beyaz eşya sitesi
http://www.beyazz.com

* Çeşitli testler (Kişilik, zeka vb.)
http://www.queendom.com

* Piyasaya yeni çıkacak ürünler
http://www.comingsoon.net

* Milli piyango sonuçları
http://www.millipiyango.gov.tr

* Sayısal loto tahmin ve sonuçları
http://sayisal.cjb.net

* Günlük TV programları
http://www.tv7.gen.tr

* İl il Türkiye haritası
http://www.mailgazete.com/turkharita/turkiye.htm

* 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı
http://plan8.dpt.gov.tr

* Önemli telefonlar
http://www.bybs.gov.tr/onemli_telefon_index.asp

Kasım 13, 2006

Katlan Video-Televizyon Servisi



Abdullah Katlan'ın sahibi olduğu bu servis Yozgat ilinde halen varlığını sürdürüyor mu bilmiyorum. Daha o yıllarda bir video ve televizyon servisi için ambleminden tutun da TV tasarımlı kartvizitine kadar düşünülmüş olması işletmenin iletişiminde doğru yolda olduğunu gösteriyor.

Bunların üzerine bir de 'katlanan kartvizit uygulaması' yapılabilirdi. Sloganı da hazır: 'Katlan Servis sizin için her şeye katlanıyor.'

Hukuk Siteleri

* Alfabetik sıra ile ücretsiz olarak tüm kanunlar http://www.idealhukuk.com/mevzuat/kanun/kanun_alfabetik.htm

* Tüm yasal mevzuat
http://www.ajanstuba.com.tr

* Kanuni haklarınız
http://www.egm.gov.tr/iletisim.htm

* Yargıtay kararları
http://www.yargitay.gov.tr

* İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=21163

* Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=11287

Ekonomi Siteleri

Yararlı ve işlevli site haberlerine ulaşabileceğiniz kaynakları sıralamaya başlıyorum. Önce ekonomiden başlayalım:

* 1970'den bugüne döviz fiyatları
http://www.tr-ito.com/bilgi_bankasi/dk.htm

* Merkez Bankası günlük döviz kurları
http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.html

* Vergi takvimi
http://www.maxionline.net/vergitakvimi.htm

* Günü gününe petrol fiyatları
http://www.petroleumargus.com

* Enflasyonla mücadele
http://www.enflasyonsuz.com

Kasım 11, 2006

Nevale


İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencisi Metin Kaplan 'sefertası meselesi'ni tekrar ele alarak daha modern görünümlü, her katı ayrı sıcaklığa ve zamana ayarlanabilen bir sefertası tasarlamış ve Electrolux'ün 4 yıldır tüm dünyadaki üniversite son sınıf öğrencileri arasında düzenlediği Electrolux Uluslararası Tasarım Yarışması 'nda 9 öğrencinin arasına girerek finale kalmış.

- Peki, bu sefertasının ismini ne koymuş?
- Nevale.

Milliyet gazetesinin yaptığı röportajda bu yaratıcı ürünün ismini neden ‘nevale’ koyduğunu şöyle açıklıyor:

- Sefertası olamazdı çünkü o zaten yapılmış bir şey. Bu onun ikinci versiyonu. Nevale yolluk, yolda yenen yiyecek anlamına geliyor. Çağımızda her şeyi İngilizce adlandırıyorlar. Bu çok bizden bir ürün. 40 yılda bir bir şey yapıyoruz, onu da İngilizce yapmayalım, Türkçe olsun diye düşündüm. Nasıl bize yabancı isimli bir ürün daha önemli, gizemli geliyor, bu gizemin de bir albenisi oluyor. Bu sefer aynı gizemi, albeniyi yabancılar yaşasın istedim. Veya Türk de Nevale'yi gördüğünde "Vay be Türkçe bir şey dünya çapında isim yapmış" desin istiyorum.

Çok güzel bir noktaya parmak basan Metin Kaplan ’ın öncelikle yaratıcı fikrini ve ürününe Türkçe bir isim koymasını takdirle karşılıyorum.

‘Nevale’nin İngilizce’deki karşılıklarına göz atalım:
nevale: food and drink, provisions, victuals, eats.

Hatta daha da ileri gidelim; genellikle sofra hazırlamak anlamında kullanılan şu fiili ele alalım:
nevaleyi düzmek: to get some food together, to obtain some provisions.

Sakın bunun albenisi de beğenmeyenler Metin Kaplan'ın sefertası güzeline ‘niveyl’ ya da ‘neval’ demesinler...

Umarım bu proje başarıya ulaşır ve ‘nevale’ tüm dünyada tanınır. 28 Kasım’da Barselona’daki finalin sonucunda kazanan belli olacak.

Bakalım nevale’nin fendi, fast-food’u yenebilecek mi..?


Röportajın tamamı için

http://www.milliyet.com.tr/2006/10/22/pazar/paz03.html

Kasım 05, 2006

Tilki tilki saatin kaç?

ortak defter

Reklam Yazarlarının Ortak Defteri

Çok yazarlı akıl defteri. Dertleşme köşesi. Paylaşma masası. Duyuru tahtası. Meslek odası. İmece grubu. Güç trafosu. Aktarma tablosu. Fikir deposu. Soru ambarı. Cevap silosu. Reklam Türkçesini kollama karakolu...

Ya da...

Reklamlarla yatıp, reklamlarla kalkanların; rüyasında brief görüp, yorumunu stratejik planlayanların özlemini-gözlemini, sevgisini-saygısını gösterip, yazılarıyla ortak defterde hissi senetlerine değer katanların aşklarını paylaştığı çizgisiz ajans manzaralı sanal harita yöntem(!) defteri...

Mat.ema.tik

Matematik bilimine saygım sonsuzdur. Sayıların gizemi, denklemlerin mütevaziliği, uzayın sonsuzluğu, 0'ın zarafeti, 1'in sıradanlığı içinde matematik de kendi dünyasında yaratıcılığın sınırlarını zorlar.

8'in gizemini ortaya koyan akıllara zarar(!) bir durum...

12.345.679 x 9 = 111.111.111
12.345.679 x 18 = 222.222.222
12.345.679 x 27 = 333.333.333
12.345.679 x 36 = 444.444.444
12.345.679 x 45 = 555.555.555
12.345.679 x 54 = 666.666.666
12.345.679 x 63 = 777.777.777
12.345.679 x 72 = 888.888.888
12.345.679 x 81 = 999.999.999

Ve sıkı durun, asıl bomba geliyor!

12.345.679 x 999.999.999 = 12.345.678.987.654.321


Mat.ema.tik.siz kalmayın efendim...

Kasım 04, 2006

Kasım 03, 2006

Reklamca Konuşuyorum III

* Ürün ya da hizmetle dalga geçebilecek cesareti gösterebilen fikir markaya zarar vermemelidir.

** Gün gelecek, su sattıran 'pazarlama' susatacaktır.

*** Sıradanlığıyla dahi sıradışı görünebilenlere 'marka' diye seslenebilirsiniz.

**** Marka üstü gücün çıktığı gün, markalar tüketicinin belleğine değil; benliğine hitap edecekler.

otobüste

Otobus

Tıklayın, "İneklik Etme Taksi Tut" atasözünü yazan kişiye ithaf olunur. EGO'yu "Erken Gelen Oturur" olarak algılayanlara da ithaf olunur. "Taksi hikayelerim var" diyenlere de ithaf olunur. En iyisi şöyle diyelim; "Ulaşım araçlarının hepsine dair hikayeler". "Ay benim de var böyle hikayelerim, hem de çok komik göndersem yayınlar mısınız?" dersen. "E, yolla bakarız" deriz.


Otobüste, dolmuşta, trende; takside , uçakta, helikopterde yaşanıp kimisi gülünesi, kimisi ağlanası hikâyeler...

Tıklayın. Pişman olmayacaksınız!
 
Clicky Web Analytics