Eylül 24, 2006

eNSTaNTaNeLeR 1

* Gözleri görmezlikten gelen adam.

* Aramızda kara paranın lafı mı olur!

* Her şey için çok geç.

* Keşkelerle büyüdük, meğerlerle ölüyoruz...

* Biz ne zaman içsek, seksüt içeriz abi!

* Made in world.

* İşim var , gücüm yok!

* Proje Kasarım

* Yanlışsamalar Kitabı

* Rengâhenk

* Kitabiyat

* SuperPacMan

günün (s)özü 9


Prenslerle prensesler rüya fakirleridir.

üç-dört-iki


bisiklet sürmeye üç tekerden başlarsın,
derken büyüdüğünün farkına varırsın...

dört tekerli bir bisiklet alırsın,
iki tekeri yedek olan...

artık cesaretini gösterme zamanın gelmiştir,
atarsın o yedekleri bir köşeye...

neden olmasın!
cambazlar da bilmiyordu...

Eylül 19, 2006

Avrupa'dan Yaratıcı Reklam Yazıları



* İsviçre,Zürih havaalanında...

Sorry, airport fans.
Zurich has the shortest transfer times.


* 'Folio' yayınevinin tren istasyonundaki afişi...

Rien ne vous transporte comme un folio.
(Hiçbir şey sizi folio gibi taşıyamaz.)

* '8X4' ün metronun içerisine yerleştirdiği askılık...

Ce metro s’arrete a toutes les stations.
Ce deo ne s’arrete jamais.


(Bu metro bütün istasyonlarda duruyor.
Bu deodorant durmak bilmiyor.)

* Su müzesinde suyun önemi anlatılıyor...

De l’eau pour tout
De l’eau partout


(Herkese su
Her yerde su)


* Yaratıcı bir cafe ismi...

Pass' port

Avrupa Reklamına Çıplak Bakış


İki aylık yurtdışı gezisi sırasında Avrupa (Fransa ve İtalya) reklamlarını çıplak gözle görme fırsatım oldu. Aldığım notları ve gözlemlerimi derleyerek ilginize sunuyorum.

. . . Buyrun Reklam Arasına. . .

- Fransızlar Dünya kupasının final öncesini; İtalyanlar ise doğal olarak final maçı sonrasını çok iyi kullandılar. Türkiye’de ise Coca Cola’nın Malta maçı öncesi Almanya’ya gidemeyen milliler için yaptığı jest anlamlı ve başarılıydı. Sahaya çıkan milli futbolcuların gördüğü hayali destek onları ve ekranları başında maçı seyreden Türk halkını motive etmeyi başardı.

- Fransa’da McDonalds’ın Burger King’e, Coca Cola’nın Pepsi’ye, Nike’ın Adidas’a, Hertz’in Avis’e karşı reklam kampanyalarının yoğunluğu bana göre tartışılmazdı. Pepsi reklamları yaratıcılıktan uzak ve iticiydi. Herhangi bir Burger King kampanyasını görmek nasip omadı. Ayrıca; Milano’da metro durağı misali adım başı bir McDonalds’a rastlamak gayet mümkün.

- Özellikle Paris’te Nike, Coca Cola, Unilever(Dove), Fiat(Grande Punto), Renault, Peugeot, Lacoste...vb gibi dev markaların reklamlarının globalliği ile McDonald’s, Lu, Evian...vb gibi gıda üzerine kurulu hızlı tüketim mallarının reklamlarının yerelliği dikkatimi çekti.

- İtalya’da tramvaylar ve otobüsler reklam mecrası olarak yoğun bir şekilde kullanılıyor. Otobüslerin beyaz olması işi biraz kolaylaştırıyor; çünkü beyaz fon üzerine cesaretin ve yaratıcılığın arttığını düşünüyorum.

- Avrupa’nın çoğu ülkesinde hızlı tren(TGV) istasyonlarındaki raketler ve özenle yerleştirilmiş reklam panoları çok işe yarıyor. Türkiye’de tren istasyonları için şimdilik erken olsa da otobüs terminalleri daha etkin bir şekilde kullanılabilir.

- Michelin’in Avrupa’yı ziyarete gelen turistlere yönelik turizm rehberlerine ve yol haritalarına olan desteği akılda kalıcı ve mantıklıydı. Gördüğünüz yol kitapçıklarında kapakta yer alan ‘Michelin ikonu’ tüketiciyle bağ kurmasını fazlasıyla başarıyor.

- Fransa’da reklam tabelaları, raketler, billboardlar, ışıklı göstergeler, reklam yazıları… hiçbir şekilde gözleri yormuyor ve görüntü kirliliğine yol açmıyor.

- İtalya’da reklam panolarının çok fazla karalandığını ve boyandığını farkettim. Hiphop kültüründen nasibini reklam sektörü de epey alıyor. Görüntü kirliliğine yol açan hiphopçılar belli ki reklamlardan haz almıyor.

- Avrupa medyasında reklam mecrası olarak haftalık ve aylık dergiler günlük gazetelere oranla daha çok kullanılıyor. Bunun nedeni de istenilen hedef kitleye daha rahat ulaşılması ve reklam boyutunun büyüklüğünün reklam verene daha cazip gelmesi diye düşünüyorum.

- Büyük bankaların sanata(restorasyon, sergi, gösteri...) olan çeşitli sponsorlukları sayesinde sanat kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Özellikle mimariye verilen değer, şehirlerin tarihi dokularını korumalarını sağlıyor.

- Fransa’da kola, bisküvi, çikolata makinaları dışında su makinasının da kullanımı çok yaygın. Türkiye’de pek uygulanmıyor; halbuki metroda, alışveriş merkezlerinde, önemli caddelerin köşebaşında hem satış hem de pazarlama açısından iyi iş yapardı.

- Ferrari markasının büyüklüğünü Ferrari Store’da fazlasıyla anladım. Ferrari kendisini markadan da öte bir şey olarak konumlandırmış. Yakında ‘marka üstü güç’ ya da ‘marka benliği’ gibi yeni bir kavram çıkabilir. Kıyafetten, ayakkabıya; oyuncaktan, kırtasiye malzemelerine kadar ismini bir güzel(!) kullanıyor.

- ‘Tour de France’ sayesinde bisikletle birlikte sürücüleri de birer reklam mecrası haline gelmişler. Sokakta her an hırsla pedal çeviren rengârenk birisini görmek mümkün. Bu bağlamda; geleneksel hale gelen ‘İstanbul Avrasya Maratonu’ tüketicilere yakın durabilmek için eşsiz bir fırsat!

- İçki, otomobil ve prezervatif reklamlarının yaratıcılık rekabetleri hat safhadaydı.
Özellikle Heineken, Durex ve Peugeot işleri görülmeye değerdi.

- Modanın kalbinin attığı Paris ve Milano, tekstil sektörünü saat, gözlük, parfümeri ve ayakkabı sektörleriyle harmanlayarak kadınları aksesuar yönünden süslemesini biliyor. Bunun farkında olan pazarlamacıların hinliklerini doğal karşılamak gerekiyor.

Eylül 14, 2006

the client(!)

If the client doesn't find your work satisfactory,
just show them a picture of their factory.
 
Clicky Web Analytics