Mart 15, 2007

GSÜ EN 2006 'MARKA'


En güzelinden bir ödül töreni!

En iyiler ödülünü alacak...

En iyiler orada olacak...

kısaca

En iyilerin günü olacak

ve

En güzel günümüze sizi de bekliyoruz...

Dün Sabaha Karşı

Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

Özdemir Asaf

'Ortaköysever'

günün (s)özü 66

En güçlü, en akıllı olan değil, değişime en iyi uyan ayakta kalır.

Charles Darwin

Televizyon


Tüketmek konusunda sınır tanımayan insanoğluna, tüketme konusunda yapabileceklerinin sınırlarını zorlaması için sanayi ve teknoloji tarafından verilmiş bir hediyedir.

Tüketecek bir şeyi kalmayan insanoğlunun son varlığı ve hazinesi olan zaman, televizyon sayesinde güzelce harcanabilir, saçılabilir, har vurup harman savrulabilir.

Arada elle tutulur ve işe yarar bir kaç kazanım elde edebilen varsa ne mutludur onlara, ancak genelleme yapıp yukardan bakınca, kumlardaki tuzaklar gibidir televizyon. Sadece batmaya başlayınca zarar verdiği anlaşılan bir çukurdur ve insanı boğana kadar içine çeker.

Bir de bunu bu hale getirenler var, ama sesimizi duyurmamız zaten mümkün değil. Fiziken mümkün olsa bile duymazlıktan gelinecektir.

Teşekkürler spinapubica,

Kaynak: ekşisözlük

Mart 14, 2007

Kitabe-i Seng-i Mezar

1
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.

2
Mesele falandeğildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşm uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar , götürdüler.
Yıkandı , namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

3
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgar ki ,
Kendi gitti
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında , el yazısıyla:
"Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı".


Orhan Veli Kanık

günün (s)özü 66

Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!

E.E. Cummings

Petrus Şarapları Konferansı


Tarihi Petrus Şaraplarının konu olacağı konferansta konuşmacı olarak Petrus Şarapları yöneticisi Edouard Moueix'i ağırlayacağız.

16 Mart Cuma Günü saat 13.30 da Galatasaray Üniversitesi Münevver Soylu Salonu'nda gerçekleşecek olan organizasyona katılım serbesttir.

Bilgi için: bilgi@gsuik.org

Not : Konferans dili Fransızca'dır.

Google Hesap Makinası


Google arama alanına 12+24*5 yazıp enter ile sonuca ulaşabilirsiniz. Benzer şekilde üs ve kök işlemlerini de (kök alma operatörünü İngilizce yazmak koşuluyla) yapabilirsiniz. Bunları arama alanına 2^20 veya sqrt(-4) yazarak elde edebilirsiniz. Daha çok işinize yarayacak bir şey ise bir türlü anlayamadığımız birim sistemi dönüşümlerine imdada koşar. 16 feet in centimeters araması size 487.68 cm olarak yanıtı verecektir. Kullandığınız ekranın kaç santimetre olduğunu da bulabilirsiniz. Örneğin 17 inç lik ekran için : '17 inch in centimeters' yazdığınızda 17 inch = 43.18 centimeters cevabını alırsınız.

Mart 13, 2007

Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...

Can Yücel

Paradoks IV

Unutursun

Sıradanlık düşmanı
Sadakat yandaşısın
Gözlerin pervasız
Bir ayağın havada
Dolaşır durursun
Gözün arkada kalmaz senin
Biliyorum ben
Sen unutursun
Biliyorum
Unutursun

GSU12

eNSTaNTaNeLeR 5

* Özü sözü birdir bir!

* Hava cıva hayat...

* Bit Dalaşı

* Yarım elma kurdu: Platonik aşk

* Gönül alma yurdu: Dost sohbeti

* Limitli sarhoş

* Oyunbozduran

* Kaçkapkaç

head&shoulders gerillası


Üniversitelerin tuvaletlerine girerek şaşırtan bir çalışma ile karşınızda head&shoulders!

günün (s)özü 65

Günümüz pazarlaması, büyük ölçüde pazaryerinden sanal pazaryerine(siberuzaya) doğru kaymaktadır.

Philip Kotler

Dilimize Sürpriz Yaptık!


Trident Splash 7.5 milyon sakız dağıtımıyla Türkiye'de inanılması güç bir rekora imza attı. Bu dağıtımın 1 milyon üniversiteli ayağını ise Youthrepublic'in üniversite kampüslerindeki elçileri olan Kampüs Marka Yöneticileri gerçekleştirdi. Go Youthrep Gooo!

Trident Splash ile "dilinize sürpriz yapın!"


Dünyanın ilk gerçek sıvı dolgulu draje sakızı “Trident Splash” Türkiye'ye muhteşem bir giriş yaptı.

Cadbury Kent tarafından üretilen dünyanın ilk gerçek sıvı dolgulu sakızı Trident Splash, Türkiye'de satışa sunulmaya başlandı. Türk tüketicisi ile ilk kez 2006 Nisan ayında tanışan dünyanın bir numaralı sakız markası Trident, 2007'ye yepyeni ürünlerle girdi. Dünyanın ilk sıvı dolgulu sakızı Trident Splash, Limon-Çilek, Vanilya-Nane ve Şeftali-Ahududu'lu 3 farklı çeşidiyle Şubat ayından itibaren Türk tüketicileri ile buluşuyor.

Bugüne kadar piyasaya sunulduğu her ülkede bir numara olma başarısı gösteren Trident Splash'in en büyük özelliği, eşsiz bir çiğneme zevki yaşatması. Yaklaşık iki draje büyüklüğündeki Trident Splash, gerçek sıvı dolgusu ve muhteşem iki lezzeti aynı drajede buluşturması ile dilinize sürpriz yaparak, size mutlu anlar yaşatıyor. Trident Splash, üstün üretim teknolojisi sayesinde leziz tadını ve kıvamını uzun süre koruyor.

Mart 12, 2007

GSÜ EN 2006

günün (s)özü 64

Yalnız akıllar zenginliklerini kullanabilir.

Euripides

Ben WOMM diye asıl buna diyeceğim...


Bigumigu'dan Tiryaki konferansı süper özetlemiş, bir daha gitmiş kadar oldum. En ön sırada Özgür Alaz ile birlikte sayfalarca not aldık, çok verimli geçti diyebilirim. Alemşah Öztürk ile Alper Akcan'ın sunumları bence de çok başarılıydı. Dayanamadım, kayda bile aldım. Bir saatlik sunumun videosunu Alemşah'a ulaştırdım, umuyorum ki çok yakında 'Biz Türkler WOMM'a Çoktan Hazırız!!!' başlıklı sunumu canlı izleyebilirsiniz.

Asıl konuya gelelim...

'Gerek katılım, gerek organizasyon olarak ciddi bir problem yaşanmadı; oynak ışıklar ve yerin altından geçen güçlü titreştiriciler hariç. Dışarıdaki bekleme sürelerinde 3sn’lik sonsuz loop müzik, içeride Amelie’nin soundtrack i olduğunu öğrendiğim müziğin loop sayılarını ve gün boyu Davidoff ikram eden ultra uzun bacaklı ablayı saymazsak...' demişsin ya Tiryaki, bilmediğin bir şey daha vardı o gün: Hırsızlık.

Evet, Swiss Hotel gibi kameralarla donatılmış güven konusunda şüphe duymayacağınız bir yerde ciddi bir hırsızlık olayı yaşandı.

İki dizüstü bilgisayar son kahve molasında tereyağından kıl çeker gibi çalındı. Hırsız adayımız elini kolunu sallaya sallaya kapıdan çıktı ve kayıplara karıştı. Tek yapmadığı şey kameralara gülümsemekti. Onu da ileride dersine daha iyi çalışıp yapar herhalde...

O gün orada bulunanlar ya da bulunmayanlar, bir düşünün bakalım. Swiss Hotel'de Mediacat dergisi işbirliğiyle düzenlenen WOMM konferansında eksikler, hatalar ve gözden kaçırılanlar nelerdi..?

Ağızdan ağıza pazarlama kavramını bize sunan yetkililere sesleniyorum, etkisinin ne denli güçlü olduğunun farkında mısınız?


İşte ben WOMM diye asıl buna diyeceğim...

WOMMlandık!


Evet arkadaşlar tiryaki'nin bigumigu özel haber yarışması neticesinde ödül olarak aldığı MediaCat WOMM (Word of Mouth Marketing) Konferansının biletinin günü gelmişti ve gitti de, üstüne bir de haber yaptı.

Swissôtel’ de gerçekleştirilen konferansın aylar öncesinden duyuruları tanıtımları yapılmıştı. Hatta womm ile ilgili olduğu için womm’un dünyada yükselen mecrası olan bloglar aracılığıyla da etkin tanıtım yapılmış, bizler de womm haberleri ile haşır neşir olmuştuk. Bir çok pazarlama bloguna hediye edilmesi için verilen birer davetiye vardı ve bu bloglar konferansı haber yapmış, duyurmuşlardı, üyelerini okurlarını sevindirmişler, farklı bir heyecan yaşatmışlardı.

Hemen ben de bir wom gireyim buraya; konferansın başında Garanti Ödeme Sistemlerinden Mehmet Sezgin söyledi, siz cici hanımlar için aynalı +bonus yapmışlar. Artık aynam diğer çantada kalmış demeyecekmişsiniz, benden söylemesi :)

Gerek katılım, gerek organizasyon olarak ciddi bir problem yaşanmadı; oynak ışıklar ve yerin altından geçen güçlü titreştiriciler hariç. Dışarıdaki bekleme sürelerinde 3sn’lik sonsuz loop müzik, içeride Amelie’nin soundtrack i olduğunu öğrendiğim müziğin loop sayılarını ve gün boyu davidoff ikram eden ultra uzun bacaklı ablayı saymazsak bir womm konferansı şöyle geçti…

Genel olarak bahsedecek olursak; bu bizim womm’un bir derneği varmış Chicago’da meskun, WOMMA (womm association) isimli. Kapital Medya, gördüğüm kadarıyla ülkemizde öne çıkan isimler ile, womm’un tek derneği olan WOMMA dan; George Silverman, Walter J. Carl ve Dave Balter gibi isimleri davet etmiş.

George ben 35 yıldır womm’u anlattım beni dinlemediniz diye yakındı ve 0, 3, 4, 6, uçlu ip ilüzyonu gösterisi ile başladı ve TiVo’dan, dünyadaki bilgi selinden, klasik pazarlamanın sorunun gürültü oluşturmasından klasik pazarlamanın warketing olduğundan bahsetti.

Dünyadaki bilgi seliyle ilgili olarak da çarpıcı bir oran verdi; bugünkü bilgi birikimi, 2050 dekinin %1’i seviyesinde kalacakmış!

İşte bu selden de ayıklayarak, sadece gerekli olanları ele alarak kurtulacakmışız. Womm’da insanlara günlük 5000 gereksiz mesaj yerine, 5 tanıdığından gelen şeffaf, güvenilir, doğru 5 mesaj ile 1000 kat daha etkili bir ulaşım sağlamış olursunuz diyorlar. George -dediğime bakmayın yaşlı başlı adam yani- bana değerli hocam İsmail Kaya’ yı hatırlattı; kendisi Müşteri Bilimi’nden bahsetti. Womm 2.0 dan ise bahsetmemiş olması tuhafıma gitmedi değil doğrusu. “İşin özü karar sürecinin her aşamasını kontrol altında tutmaktır” dedi ve klasiğe geçişin başlangıcını yaptı.

FikriMuhim.Com’dan Renan Tavukçuoğlu geldi ve Türkiye’ de yeni olan konsept “wom bıdısı” uygulamalarından bahsetti. Daha sonra gördük ki; 2001’de kurulan “BzzAgent” –kendisi Dave Balter’ın şirketiymiş- şu an 250.000+ gönüllü wom bıdısı (womm agent) ile birleşik devletlerde geribildirim, söylenti ve deneyim başlatma işi yapıyormuş.

Dave ürününüzün konuşulacak kadar iyi olması gerektiğinden bahsetti ve klasik pazarlamaya bi “geliver” dedi. HERSHEY’S Take5 gofretinin 70.000 wom bıdısı (insan bunlar), 3,1 milyon farklı iletişim ve desteklenen klasik pazarlama bileşenlerinin de desteği ile çok kısa bir sürede ülke çapında inanılmaz satış ve bilinirlik rakamlarına ulaştığını anlattı.

Walter J. Carl ise womm’un bilimsel olarak ölçülebilirliğinden bahsetti ve maalesef ki bize sadece online diyalogların ölçümlemesinden bahsetti. Başlangıçtan itibaren dalga dalga yayılan doğru mesajların satın almaya olan etkilerini grafikler üzerinde anlatmaya çalıştı. Anlattı da kısmen. Fiskars makaslarının scrapbookin ile ilgili olan fisk-a-teers uygulamasından bahsetti ve konuşulma oranını gösterdi, öyleki burada görüldüğü üzere scrapbookin ülkemizde de yayılmış ve herkes FISKARS kullanıyormuş. Benim öğrendiğim kadarıyla offline ortamdaki wom’u net bir şekilde bilimsel olarak tanımlayamıyormuşuz. Pazarlamanın tacı satıştır deyip satış rakamları üzerinden gitmek, George’ un dediği gibi tümüyle yeni midir? Düşünmek lazım. Ayrıca Nazım Aksoy ismini verdi ve ülkenizin dünya çapındaki womm metrik ölçüm bilimcisi olarak tanıttı. Google’ da ilgili bilgiye ulaşamadım.

Sevgili lostpixel (Alemşah Öztürk) ile Alper Akcan’ ın bizlerin doğuştan wommer olmasıyla ilgili inanılmaz eğlenceli ve bilgilendirici bir sunum yaptılar. Şahsi kullanımınız için bu linkten sunumu indirebilirsiniz. Ayrıca Alemşah ile Alper’ in sunumunda bigumuzda uzun uzadıya konuştuğumuz alkolik spider-man i de gördük, duygulandık. Burak Kargın, Alemşah ve Marketellica, ve Tunç da bigumuzdan katılan migularımızdı.

Prof.Dr. Yankı Yazgan (çocuk doktoruymuş kendisi :) da ilgili sunumunu yaptı ve kötü haberin en güçlü wom özelliği taşıdığının üzerinde durdu. Bu sebeple savunuculuğu ve sadakatin birlikte kazanılması gerekliliğinden bahsetmiş oldu.

Son olarak da; Cenk ve Erdem Beyler sundular; esprileriyle süslediler… *

*:overloaded

Not: Bazı sunumlar ve 1-2 foto bu linkte, ama lütfen sadece şahsi bilgilenme için kullanınız, ticari dökümanlarda kaynak belirtiniz.


Kaynak: bigumigu

Teşekkürler Tiryaki...

Mart 08, 2007

günün (s)özü 63

Dünyada okuduğum en güzel kitap nedir diye sordular. "Annem" adlı kitaptır dedim.

Abraham Lincoln

GSU11

Çay


Dünyanın en güzel bağımlılığı. İçmeden geçirilen günler asabi, somurtkan bir ruh haline neden olur. Birkaç farklı çayı harmanlayarak demlemek, ajda bardağından içmek, abartıp günde üç kez demlemek, kahvaltıdan ziyade akşam yemeği sonrasında özel bir törenle sunmak müthiştir. Kokusu, tadı ve eşliğinde dostla güzel sohbet...

Tadına doyulmaz şeylerdir. Kokusuyla sabah sevgiliyi uyandırmak, uyku sersemi bardağına daldırdığı bisküvilerin parçalanışını ve o tatlı suratını izlemek keyif vericidir.

Teşekkürler bree, ne güzel açıklamışsın...

Kaynak: ekşisözlük

İşkolik Deodorant


Nivea işkolikler için güzel bir çalışmayla karşınızda. 'Dikkat! Asansörde çalışma var.' başlığıyla ilk bakışta dikkat çeken ilan, asansör kapılarına yerleştirilerek iş binalarındaki işkolikleri hedef alıyor.

Mart 06, 2007

günün (s)özü 62

Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.

Irwin Edman

GSU10

Gidin FikriMühim Olun!



Türkiye'nin ilk ağızdan ağıza pazarlama hareketine katılmak istiyorsanız gidin FikriMühim olun!

'Fikirleriniz bizim için önemli. Ama asıl önemli olan, sizin fikirlerinizin yayılması ve insanları harekete geçirebilmesi.

FikriMühim olan herkes gönüllü birer marka elçisidir. Fikirlerinizle bir yandan markaları yönlendirirken diğer yandan onların sözcülüğünü de üstleneceksiniz. Kampanyasına katıldığınız marka hakkındaki tüm yenilik ve gelişmelerden ilk sizin haberiniz olacak, ürün ya da hizmetlerini ilk önce siz deneyeceksiniz.

Deneyimlerinizi aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdekilerle paylaşacaksınız. Gazete ve televizyonda gördüğünüz yönetici ve patronlar sizi can kulağıyla dinliyor olacaklar.'


Kaynak: FikriMühim

Kötü mü sıkıcı mı?

5 Mart 2007 Tarihli Bir Farketing Notu

Hangisi daha kötü, doğru bilgi vermeyen reklam mı, sıkıcı reklam mı?

Yorumlar için adres belli, farkedin...

Mart 05, 2007

günün (s)özü 61

Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar.

Newton

Paradoks III

Sevdiğim Sloganlar - 1

Abbate
Bir gömlek üstün

Tamek
Tamekse koy sepete

Tokai
Çakar çakmaz çakan çakmak

Kelebek Mobilya
Yeni bir kelebek, yine bir kelebek...

Arçelik
Arçelik demek yenilik demek!

Efes Pilsen
Bira bu kapağın altındadır.

Tukaş
Gözüm kapalı alırım!

Yapı Kredi
Burası Yapı Kredi.Fark burada.

Hürriyet
Hürriyet Hürriyet'tir.

Hayat
Su Hayat'tır.

Mart 04, 2007

günün (s)özü 60

Dünya'da yaşamak pahalı ama fiyata Güneş'in etrafında bir tur dahil!

GSU09

Çok geç olabilir


Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir.

Sevgiye karşılık beklemeyin; sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdügüne emin olun.

Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat ve birini sevmek için de bir gün yeterlidir, ama birini unutmak ise bir ömür sürer.

Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olur gidebilir. Sizi güldüren birini şeçın çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir.Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.

Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız.

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.

Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun. Eğer ayaklarınız açıyorsa, o kişininkiler de açıyordur.

En mutlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk, ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar ve çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir.

Aşk bir gülücük ile başlar, bir öpücük ile gelişir ve bir gözyaşı ile son bulur.

En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir, geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz.

Sevin... Sevin... Sevin... Hiçbir şeyi ve hiçkimseyi düşünmeden sevin...
Sevginizi, sevdiğinizi elde etmek için her yolu deneyin.

Bir gün her şey için çok geç olabilir. Unutmayın!

Bu sabaha doğru


Bu sabaha doğru
Deniz karanlık ve sisli
Gökyüzü bembeyaz
Uçuşan martı kuşları
Bembeyaz
Deniz ıslak mı ıslak
Derdimiz var seninle
Açılayım diyorum uzaklara
El vermiyor
Dayanmıyor kederim
Islak ıslak ağlıyorum
Denize inat
Derdimiz var seninle
Bu sabaha doğru

Mart 03, 2007

günün (s)özü 59

Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben.

Paradoks II

Muhittin Abi - VI



- Muhittin Abiiiiiiii!!! Yanıyoruuuuuuz!!!
- 'Bilmek, söndürmenin yarısıdır' evlâdım!


- 'Aşkın gözü kördür!' derdin de inanmazdım abi be!
- 'Körler sağırlar birbirini ağırlar' İsmailim...


- Makbule beni aldatıyor abi, çok kötüyüm...
- Kötüysen sen de onu aldat, ödeşirsiniz yiğidim.

eNSTaNTaNeLeR 4

* Yaşasın Kaynaştırma Harfleri!

* İkiyüzlü Gökyüzü

* Bilgisaçar

* Papatya Çayı Falı

* Romantik Çağ

* Ab-e Hayat

* Sanatsız Sponsor

* Meyd in Türkiye

Mart 02, 2007

GSU08

Karamanoğlu Mehmet Bey

Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlanmıştı:

"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya"
diye hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,
Hanım ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,
Mağazanın süper, hiper, gross market,
Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,
Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?
Sekinin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mı?
İş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,
Sergi yerlerimizi, center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast food,
Yemek çeşitlerimizin menü,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizı dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler, flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
Cafe show levhasının altında,
Acının da acısı kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı .
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?


Alev Alatlı

günün (s)özü 58

Geçmişe bakarak geleceği planlayamazsınız.

Edmund Burke

Maket ve Obje Yarışması

Şişeleri kapakları kutuları makasları hazırlayın! Efes Pilsen Maket ve Obje Yarışması'nın ikincisi başladı. Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen ve büyük bir ilgi gören Efes Pilsen Maket ve Obje Yarışması bu yıl ikinci kez en güzel maket ve en yaratıcı objeleri ödüllendirmek üzere start alıyor. El becerisi ve yaratıcılığı eğlenceli bir kurguyla bir araya getiren yarışmanın başvuruları 1 Mart’ta başladı.
Katılım tarihi: 1 Mart - 18 Mayıs 2007
Ödüllere göz atmakta fayda var. Başarılar...

Mart 01, 2007

Paradoks I

razüye ile hayrü

giçenlerde sıradan bi bazar günümü romantük bi gonsepte sokmak üçün razüyemü alup gırlara addum kendümü. belgırat ormanlarunda pol pol oksüjen solumak istedük. razüyemün bek de hoşuna giddü ağaç mağaç ortamu. etrafuna bakındu durdu bi süre garibüm. guşların cıvultusu, böcüklerün hışurtusu içünde goştuk durduk. bi o yana, bi bu yana bi de öte yana salduk bünyeyü. teslüm edüverdük beyüncüklerimüzü doğaya. denge nüyüm galmadı tabiğ. yadduk, uzanduk çümlere. razüyemün, biricüğümün gulağuna aşşg diyolar ya hanü, hah işte ona benzüyen şarkular çığırdum. seviyom seni didüm. ekmeğemi duzlara banup banup seviyom senü bidenem didüm. bu ne hayrüm fıddırdınnı sen didi. anlamadu aşgum; amma benü sevdüğünü bellü edüyon ya yiğidüm o yiter bağa didi. ben durur muyum buğun üzerine divam itme gararı aldum. anluyacağunuz gayışlaru gopardum oğan! banup yer gibü. muslukdan su içer gibü gız didüm. yine anlamadu hayrüsünün o anlamlı sevgü sözcüklerünü… tabüat ananun verdüğü coşguynan sağa sola zuplaya zuplaya bağurdum, haykurdum aşşgumu yüce dağlara… gözlerümü açduğum anda bi de ne göreyüm! lafın doğrusu göremeyüm? razüyem gaçmuş gidivermüş yanumdan. dimek kü aşşgu anlatmak üçün kipar biyfendüler gibü olmak lazummuş...

GSU07

günün (s)özü 57

Eski zamandan kalma dogmalar, baş kaldıran gelecekte artık işlemeyeceklerdir. Eğer nedenimiz yeni ise, biz de yeni düşünüp öyle oynamalıyız.

Abraham Lincoln

Kitle Değil, Bilge Olmak


Hedef tahtasının ne olduğunu bilirsiniz. Şimdi gözünüzde bir hedef tahtası canlandırın. Büyükçe, tam boyunuz kadar. Bir de, o hedef tahtasına atış yapmak için birbirleriyle yarışan, ellerindeki birbirinden farklı silâhlarla hedefi tam 12’den vurmaya çalışan atıcılar olsun.

Buraya kadar hayalinizde gayet masumane bir senaryo canlandırdınız. Şimdi bu senaryoya bir şey daha ekleyelim. Hedef tahtasının yerinde bir insan olsun. Gördünüz mü? Birden bire nasıl da gaddarca ve canavarca bir tabloyla yüz yüze geldik. Hedefe bir başkasını değil de kendinizi koymanızı talep etseydim, eminim, en iyimser ihtimalle yüzünüz kıpkırmızı kesilir, ‘Bu kadarı da pes doğrusu!’ diyerek çıkışırdınız.

Belki birilerinin zoru ve irademizi aşan bir gücün etkisiyle bu ve benzeri tehlikelerle karşılaşmamız olasıdır. Ama hiçbir insanın bilinçli ve kendi iradesiyle böyle bir hedef haline gelmek istemez. Alabildiğine kaçar. Farklı bir tepki göstermek imkânsız gibidir. Tıpkı en basit matematik kurallarından olan iki kere ikinin dört etmesi gibi. Ama, bir konu var ki, orada bu kesin kural alt–üst oluyor. İki kere iki sıfırın altına iniyor.

Evet bu tehlikeli oyunu, çeşitli oranlarda biz, siz, hepimiz oynuyoruz. Kendimizi hedef tahtasının yerine koyup, atış yapılması için en uygun pozisyonu kendi irademizle belirliyoruz. Bazen evimizin en seçkin ve en güzel köşesine koyduğumuz televizyonumuzun karşısına geçerek, bazen bir gazete veya dergiyi elimize alarak, bazen radyomuzun düğmesine basarak, bazen de bilgisayarmızın başına oturarak ‘Hedef Kitlesi’ arasına bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek katılıyoruz.

Burada hemen belirtilmesi gerekli bir nokta var: Hiç kimseye televizyon seyretmeyin, gazete–dergi okumayın, radyo dinlemeyin, otobüs durakları veya metro istasyonundaki reklam panolarına bakmayın diyemeyiz. Dikkat çekmek istediğimiz nokta, bu basın–yayın araçlarında ve tanıtım araçlarında yer alan ve bizi birer tüketim çılgını ve alışveriş bağımlısına dönüştüren reklamlara karşı duyarlı olunmasıdır.

Pazarlama iletişimi çalışmalarında ‘Hedef Kitle’ kavramı ‘yapılan tüm tanıtım faaliyetlerin yönlendirildiği, bu faaliyetler sonucunda kendilerinden eylem ve düşünce değişimi beklenen kişiler ya da gruplar’ olarak tanımlanıyor.

Reklam adıyla toplumun hedef tahtası haline getirilmesi; genel kitle içinde meslek, eğitim, yaş, cinsiyet, sosyal statü, kültürel ve etnik özellikler gibi gruplamaların yapılarak hedef seçilmesi; hedef seçilen kitlelerin bir tür kobay haline getirilmesi; hepsinin ötesi toplumu sadece ‘Hedef’ olarak gören ‘Reklam Baronlarının’ kendi aralarında da kıyasıya rekâbete girişmeleri üzerinde durulması gerekir.

Bir düşünelim: Hiç farkında olmadan, bir ürün üretiliyor. Üretici firma, bir reklam firmasıyla anlaşıyor. Reklam firması piyasaya sunulacak ürünle ilgili bir piyasa araştırması yapıyor. Benzer ürünlerin pazar payı, pazarın büyüme oranı, asıl ürünün hedef kitlesi ve bu kitleye ulaşım kanalları inceleniyor. Buraya kadar her şey normal. Bir olumsuzluk ve anormallik söz konusu değil.

Tam bu noktada, iki yol ayrımından birisi tercih ediliyor: Ya pazardaki mevcut pastadaki payın büyütülmesi veya yeni bir pazar payı oluşturulması. Ama, her iki durumda da hedef kitlenin konumu değişmiyor. Çünkü pazarı büyütmek veya yeni talep oluşturmak isteyen firma, yapılan yoğun reklam bombardımanı ile hedef kitle üzerinde o ürüne talep oluşturuluyor. Bazen bu talep öylesine büyük oluyor ki, adı-sanı duyulmayan bir ürün için çok kısa süre içinde bir talep patlaması yaşanıyor. Fakat bu patlama çok kısa süreli oluyor. Çünkü bunu, aynı piyasada yer alan bir başka firmanın reklam bombardımanı takip ediyor. Ve daha sonra diğeri veya aynı ürünü başka isim ve markayla piyasaya giren bir başka firmanın reklam fırtınası takip ediyor.

‘Hedef Kitle’ ise, bu kısır döngü içinde, kendisine dışarıdan biçilen rolü, yani tüketimi, ucuzluk, farklılık, karizmatik ve üstün oluş gibi daha pek çok yaldızlı etiketi taşıyabilme adına en güzel şekilde yerine getiriyor.

Sonuç olarak reklam bir araç. Ne yazık ki bu aracın belli kesimlerce insanların zihinlerini uyuşturan, bağımlı hâle getiren bir enjektör haline getirdiğini gösteren sayısız örnek var. Örneği dışarıda aramanıza gerek yok. Kendimize bakalım ve basit bir deneyle kendimizi test edelim.

Elinize kağıt kalem alın ve en son satın aldığınız beş ürünü yazın. Ardından, özellikle bu ürünleri ve markalarını niçin tercih ettiğinize dair üçer tane gerekçe yazmaya çalışın.

Ortaya çıkan tablo, bizim hangi düzeyde ‘Hedef’ olduğumuzu, bir başka açıdan da kendimizi bilinçli bir ‘Hedef’ haline nasıl getirdiğimizi gösterecektir. Bu andan itibaren de karşımıza çıkan iki yoldan birisini, ‘Hedef’ veya ‘Bilge’liği tercih etmemiz gerekecektir.

Dr. Veli Sırım
Kişisel Gelişim Dergisi (Nisan-2006)
 
Clicky Web Analytics