Kasım 05, 2007

Mevlana'dan Öğütler


Mevlana’nın gül bahçesinden(1);

Bir adam hileyle kuşun birini tuzağa düşürerek
yakaladı. Kuş dile geldi yalvardı:

Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok
deveyi kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın,
benimle mi doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana
üç öğüt vereceğim. Bunlara uyarsa her müşkülün
hallolur.

Birincisini elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni
bırakırsın. İkincisini şu dama konarken, üçüncüsünü de
şu ulu ağaçta söylerim dedi.

Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak:

Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni bırakırım dedi.

Kuşcağız ilk öğüdü söyledi:

“OLMAYACAK SÖZÜ KİM SÖYLERSE SÖYLESİN İNANMA” dedi.

Adam öğüdü beğenerek kuşu bıraktı. Kuş uçarak damın
saçağına kondu. İkinci öğüdünü söyledi:

“GEÇMİŞ GİTMİŞ ŞEYLERE, KAÇMIŞ FIRSATLARA AH VAH ETME”
dedi. Sonra biraz geriye çekilerek orada bulunan ulu
ağaca kondu:

Benim karnımda 500 gram ağırlığında paha biçilemez bir
inci vardı. Eğer beni kaçırmasaydın o şimdi senin
olacaktı dedi.

Bunu duyan adam ağlayıp inlemeye, saçını başını
yolmaya başladı. Bunu gören kuş seslendi:

“ Ben sana geçmiş gitmiş fırsatlar için ah vah edip
üzülme demedim mi? Madem fırsatı kaçırdın neden üzülüp
duruyorsun? Ya öğüdümü dinlemedin yahut da sağırsın.
Ayrıca sana olmayacak şeye inanma demedim mi? Benim
bütün ağırlığım 150 gram, karnımda nasıl olur da 500
gram ağırlığında inci bulunabilir?

Bunun üzerine adam kendi kendine:
Şimdi söylediklerini daha iyi anladım. Haydi şimdi de
üçüncü öğüdünü söyle bakayım dedi.

Kuş:

Allah için o iki öğüdü güzelce tuttun da benden
üçüncüsünü mü istiyorsun? Uykuya dalmış bilgisiz
kişiye öğüt vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir.
Aptallık ve bilgisizlik yırtığı yama tutmaz diyerek
uçup gitti...
 
Clicky Web Analytics