Kasım 15, 2007
eNSTaNTaNeLeR 30
* Nokia : Collecting People
* Gümrük Dergisi
* Ebeveyn eee ee e!
* 1 seçersin. 1 vazgeçersin.
* Break Fast of Sun Day
* 3çgen
* Göz var aldatır, göz var aldanır.
* within & without
* Gümrük Dergisi
* Ebeveyn eee ee e!
* 1 seçersin. 1 vazgeçersin.
* Break Fast of Sun Day
* 3çgen
* Göz var aldatır, göz var aldanır.
* within & without
Koton tişörtleri

Koton firması, MediaCat sponsorluğunda gerçekleşen The Big Idea Konferansı'nda konferans salonundaki sandalyelere giydirme yapmış. Sandalyelere giydirilen tişörtlerin arkalarına yapılan ceplerde, fındık fıstık, kalem defter ve içmek için su var.

Sandalyelere giydirilen fonksiyonel tişörtlerin üzerinde şunlar yazıyor:
- Biraz da not alalım(kalem-defter)
- Enerji deposu(fındık-fıstık)
- Susadıkça(500 ml hayat su)
Bu güzel çalışma için tebrikler!
Cengiz Çatalkaya'ya bu paylaşım için teşekkürler...
Kasım 14, 2007
günün (s)özü 230
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
Marka Yönetimi
Marka yönetimi gerçekleştirebilmek için, işe uygun üst yönetim kadrosu, iyi bir çalışan grubu ve etkili iletişim, iyi bir ürün, kalifiye bir isim, marka konumlandırmasında profesyonellik, iyi tanıtım ki buna görsel kimlik, reklam, pr çalışmalari da dahil-yani bir yerde big idea, pazarlama ve satış stratejilerinin belirlenmesi, servis- dağıtım ağının oluşturulması veya yöntemin belirlenmesi, genel değerlendirme, sürekli geliştirme ve arge çalışmaları konuları ile ilgili hazırlık yapıp, pazar ve sektör verileri bilimsel verilerle değerlendirilmelidir ki başarı sağlanabilsin.Teşekkürler allan quatarmain...
Kaynak: ekşisözlük
Kasım 13, 2007
İlham Geldiğinde Yazın
Yazarlar sanatçıdırlar. Bazıları aç dolaşır; ama oyuncuların tersine, 5 kilo daha vermek, bir sonraki şovun sergilenmesine yardımcı olmaz. Öte yandan, yazarlığın pek çok avantajı vardır. Yazarlığın diğer mesleklere göre bir avantajı esnekliktir. Neredeyse her zaman ve her yerde yazabilirsiniz. İzleyiciye ihtiyacınız yoktur. Saçınızın düzgün olması gerekmez. Sadece, düşüncelerinizi kaydedeceğiniz bir araca ihtiyacınız vardır: kalem ve kağıt, bilgisayar, kayıt cihazı, vb. Bu kadar! Şimdi yazabilirsiniz.
Siz de benim gibiyseniz, okyanusun üzerinde fırtınaların oluşması misali, fikirler zihninizin içinde güç kazanır; ama orada kalır. Fikirler, dalgalar gibi gelip gider. Başarılı bir yazar olmak için, dağılmadan önce bu fikirleri işlemeniz gerekir. İlham geldiğinde yazın. Bir görüşü, birkaç kelimeyle not alarak saklayabilirsiniz. Fikirlerinize daha çok zaman ayırabildiğinizde, notlarınıza geri dönün. Yapabiliyorsanız, kelimelerin, daha henüz kıvrımlar halindeyken ve hız kazanırken, zihninizden yazı ortamlarına akmasını sağlayın. Onları yakalayın. Ben her zaman zihnimin içinde yazıyorum ve bütün fikirlerimi kaydedemiyorum. Özellikle de araba kullanırken ya da duş alırken aklıma gelenleri. Ama kendimi, mümkün olduğunca, hiç de ilham verici olmayan e-posta okumak ya da fatura yazmak gibi işler yerine “fikir yakalamaya” öncelik vermek konusunda eğittim. İlham geldiğinde, duruyor ve yazıyorum. Bu, aynı zamanda daha etkili; çünkü ilham geldiğinde ateşli bir biçimde yazabiliyorum.
Yazma alanınızı sınırlamayın. Deney yapmak için kendinize izin verin. İçinizden birşey hakkında yazı yazmak geliyorsa, bunu yapın. Nasıl fiziksel sesinizi farklı sesler çıkarmak üzere eğitebiliyorsanız, yazınsal sesinizi de farklı türleri kapsayacak biçimde eğitebilirsiniz. Sesinizi alıştırma yaparak daha iyi hale getirebilirsiniz. Aynı zamanda, kendiniz için daha önce var olduğunu bilmediğiniz ilgi ve tutku alanları bulabilirsiniz. Sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz birşey hakkında yazmak, kendinizi kayıtsız hissettiğiniz bir konuda yazmaktan her zaman daha iyidir.
Bir yazar olarak, saldırıya açık olduğunuzu bilmelisiniz. Sözleriniz basıldığında, düşünce ve fikirlerinizi dünyaya açmış olursunuz. Eleştiriye ve reddedilmeye açık hale gelirsiniz. Bu, bütün sanatçılar için geçerlidir. Ret ve eleştiri ile karşılaştığınızda, ki karşılaşacaksınız, ders alın ve olgunlaşın; ama cesaretinizi kırmayın. Yazı hayranlığı, müzik hayranlığı gibidir. Farklı müzikler, farklı insanlara cazip gelir. Çok az parça, evrensel düzeyde kabul görür. Uygun dinleyici kitlesini bulmak, başarı için gereklidir.
Bazen oyuncular, kariyerlerini geliştirmek ve ihtiyaç duydukları parayı kazanmak için, ticari reklamlar çeker ya da bunlarda küçük roller alırlar. Benzer biçimde, sizi uykudan kaldırmayan konularda yazma ihtiyacı duyabilirsiniz. Aslında bunlar, uykuya dalmanızı sağlar. Çoğu sanatçı, sevdikleri işi yaparak yaşamlarını kazanma lüksüne ulaşmadan önce ciddi bir bedel öder. Olumlu bir tutum, her tür görevi daha zevkli, sonuçları da daha değerli hale getirir. Sebat ve kararlılık, yaşamını kazanmak için yazmak isteyenler ile bunu yapanları birbirinden ayırır.
Başarılı yazarların, son teslim tarihleri vardır. Bu tarihten önce ilham gelmezse ne yapacaksınız? İlhamı yetiştirin. Kendi başınıza ya da başkalarıyla beyin fırtınası yapın; konuları Web’de, kütüphanede ya da bir kitapçıda araştırın; kitap ya da gazete okuyun; yürüyüşe çıkın; hatta mola verin. Zihninizi temizlemek, yeni fikirlere yer açabilir. Bütün bu yöntemler başarısız olursa, basitçe oturun ve yazmaya başlayın. Sanatçıysanız, sözcükler akacaktır. Bazılarının sonsuza dek silinmesi gerekecek; bazıları yayımlanma başarısı gösterecektir. Muhtemelen, birkaçı da her daim var olacaktır.
Mary Jesse
Siz de benim gibiyseniz, okyanusun üzerinde fırtınaların oluşması misali, fikirler zihninizin içinde güç kazanır; ama orada kalır. Fikirler, dalgalar gibi gelip gider. Başarılı bir yazar olmak için, dağılmadan önce bu fikirleri işlemeniz gerekir. İlham geldiğinde yazın. Bir görüşü, birkaç kelimeyle not alarak saklayabilirsiniz. Fikirlerinize daha çok zaman ayırabildiğinizde, notlarınıza geri dönün. Yapabiliyorsanız, kelimelerin, daha henüz kıvrımlar halindeyken ve hız kazanırken, zihninizden yazı ortamlarına akmasını sağlayın. Onları yakalayın. Ben her zaman zihnimin içinde yazıyorum ve bütün fikirlerimi kaydedemiyorum. Özellikle de araba kullanırken ya da duş alırken aklıma gelenleri. Ama kendimi, mümkün olduğunca, hiç de ilham verici olmayan e-posta okumak ya da fatura yazmak gibi işler yerine “fikir yakalamaya” öncelik vermek konusunda eğittim. İlham geldiğinde, duruyor ve yazıyorum. Bu, aynı zamanda daha etkili; çünkü ilham geldiğinde ateşli bir biçimde yazabiliyorum.
Yazma alanınızı sınırlamayın. Deney yapmak için kendinize izin verin. İçinizden birşey hakkında yazı yazmak geliyorsa, bunu yapın. Nasıl fiziksel sesinizi farklı sesler çıkarmak üzere eğitebiliyorsanız, yazınsal sesinizi de farklı türleri kapsayacak biçimde eğitebilirsiniz. Sesinizi alıştırma yaparak daha iyi hale getirebilirsiniz. Aynı zamanda, kendiniz için daha önce var olduğunu bilmediğiniz ilgi ve tutku alanları bulabilirsiniz. Sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz birşey hakkında yazmak, kendinizi kayıtsız hissettiğiniz bir konuda yazmaktan her zaman daha iyidir.
Bir yazar olarak, saldırıya açık olduğunuzu bilmelisiniz. Sözleriniz basıldığında, düşünce ve fikirlerinizi dünyaya açmış olursunuz. Eleştiriye ve reddedilmeye açık hale gelirsiniz. Bu, bütün sanatçılar için geçerlidir. Ret ve eleştiri ile karşılaştığınızda, ki karşılaşacaksınız, ders alın ve olgunlaşın; ama cesaretinizi kırmayın. Yazı hayranlığı, müzik hayranlığı gibidir. Farklı müzikler, farklı insanlara cazip gelir. Çok az parça, evrensel düzeyde kabul görür. Uygun dinleyici kitlesini bulmak, başarı için gereklidir.
Bazen oyuncular, kariyerlerini geliştirmek ve ihtiyaç duydukları parayı kazanmak için, ticari reklamlar çeker ya da bunlarda küçük roller alırlar. Benzer biçimde, sizi uykudan kaldırmayan konularda yazma ihtiyacı duyabilirsiniz. Aslında bunlar, uykuya dalmanızı sağlar. Çoğu sanatçı, sevdikleri işi yaparak yaşamlarını kazanma lüksüne ulaşmadan önce ciddi bir bedel öder. Olumlu bir tutum, her tür görevi daha zevkli, sonuçları da daha değerli hale getirir. Sebat ve kararlılık, yaşamını kazanmak için yazmak isteyenler ile bunu yapanları birbirinden ayırır.
Başarılı yazarların, son teslim tarihleri vardır. Bu tarihten önce ilham gelmezse ne yapacaksınız? İlhamı yetiştirin. Kendi başınıza ya da başkalarıyla beyin fırtınası yapın; konuları Web’de, kütüphanede ya da bir kitapçıda araştırın; kitap ya da gazete okuyun; yürüyüşe çıkın; hatta mola verin. Zihninizi temizlemek, yeni fikirlere yer açabilir. Bütün bu yöntemler başarısız olursa, basitçe oturun ve yazmaya başlayın. Sanatçıysanız, sözcükler akacaktır. Bazılarının sonsuza dek silinmesi gerekecek; bazıları yayımlanma başarısı gösterecektir. Muhtemelen, birkaçı da her daim var olacaktır.
Mary Jesse
günün (s)özü 229
İyi bir pazarlama adımı attığınızda, bu adım genellikle geleceğin tahmin edilmesine dayanır.
Jack Trout
Jack Trout
Küçük Düşünün
Reklamın en iyilerinden birisi: 'Dürüstçe tanıtılan dürüst otomobil'
1959'da, ABD'de onbinlerce satış yapan Vokswagen, 'rüya - otomobillerin' vatanında ayrışabilmek için bir kampanyaya başladı. İkinci Dünya Savaşı'nın anıları hala tazeyken, Almanya kökenli bir markanın kendisini kabul ettirebilmesi çok da kolay değildi. Bu yüzden, DDB'nin kurucusu, efsanevi reklamcı William Bernbach işe ekibini fabrikaya göndererek başladı.
Amacı ürünün ruhunu anlayabilmekti. Fabrikadaki kalite kontrolünden çok etkilenen ekip, 'dürüstçe tanıtılan, dürüst bir otomobil' yaratmaya karar verdi.

Ortaya yalın, kısa ve bilgi veren bir dizi ilan çıktı. Parlak renkli Amerikan otomobil reklamlarından ayrışmak amacıyla, siyah - beyaz hazırlanan çalışmalar ürün özellikleri üzerine kuruldu. Herkesin büyüklüğüyle övündüğü bir pazarda, 'Küçük Düşünün' çağrısıyla, izleyicisinin zekasına güvenerek hazırlanan kampanya hem VW'a büyük başarı getirdi hem de reklam klasikleri arasına girdi.
1959'da, ABD'de onbinlerce satış yapan Vokswagen, 'rüya - otomobillerin' vatanında ayrışabilmek için bir kampanyaya başladı. İkinci Dünya Savaşı'nın anıları hala tazeyken, Almanya kökenli bir markanın kendisini kabul ettirebilmesi çok da kolay değildi. Bu yüzden, DDB'nin kurucusu, efsanevi reklamcı William Bernbach işe ekibini fabrikaya göndererek başladı.
Amacı ürünün ruhunu anlayabilmekti. Fabrikadaki kalite kontrolünden çok etkilenen ekip, 'dürüstçe tanıtılan, dürüst bir otomobil' yaratmaya karar verdi.

Ortaya yalın, kısa ve bilgi veren bir dizi ilan çıktı. Parlak renkli Amerikan otomobil reklamlarından ayrışmak amacıyla, siyah - beyaz hazırlanan çalışmalar ürün özellikleri üzerine kuruldu. Herkesin büyüklüğüyle övündüğü bir pazarda, 'Küçük Düşünün' çağrısıyla, izleyicisinin zekasına güvenerek hazırlanan kampanya hem VW'a büyük başarı getirdi hem de reklam klasikleri arasına girdi.
Kasım 12, 2007
Günler ve Aylar
Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi 'heft' dir (veya hefte). Yedi günlük 'hafta' ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe'de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?
Cuma - Arapça (toplama, toplanma)
Cumartesi - Arapça (ertesi - Türkçe)
Pazar - Farsça (ba = yemek, zar = yer)
Pazartesi - Farsça (ertesi - Türkçe)
Salı - İbrânice (üçüncü)
Çarşamba - Farsça (cehar şenbe = dördüncü gün)
Perşembe - Farsça (penç şenbe = beşinci gün)
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça. İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat = Süryanice
Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars'tan)
Nisan = Süryanice
Mayıs = Latince (Tanrıça Maria'nın ayı)
Haziran = Süryanice
Temmuz = Arapça / Süryanice
Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus'un adından)
Eylül = Süryanice
Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)
Kasım = Arapça (Bölen)
Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)
Cuma - Arapça (toplama, toplanma)
Cumartesi - Arapça (ertesi - Türkçe)
Pazar - Farsça (ba = yemek, zar = yer)
Pazartesi - Farsça (ertesi - Türkçe)
Salı - İbrânice (üçüncü)
Çarşamba - Farsça (cehar şenbe = dördüncü gün)
Perşembe - Farsça (penç şenbe = beşinci gün)
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça. İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat = Süryanice
Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars'tan)
Nisan = Süryanice
Mayıs = Latince (Tanrıça Maria'nın ayı)
Haziran = Süryanice
Temmuz = Arapça / Süryanice
Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus'un adından)
Eylül = Süryanice
Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)
Kasım = Arapça (Bölen)
Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)
Curiosity
Sevdiğim Sloganlar - 11
Akmina Maden Suyu
Meyveler gaza geldi
Digiturk
Digi digi digi Türkler, mutlu mesut aileler
Durex
Because feeling is everything
Nescafe
Kokusunda davet var
Kemal Kükrer
Mutfakta son sözü o söyler
Teşekkürler cuneytkacer...
Meyveler gaza geldi
Digiturk
Digi digi digi Türkler, mutlu mesut aileler
Durex
Because feeling is everything
Nescafe
Kokusunda davet var
Kemal Kükrer
Mutfakta son sözü o söyler
Teşekkürler cuneytkacer...
Kasım 11, 2007
I'm going to flashmob
Dünyanın her yerinde çok ses getiren 'flash mob' ilk kez Türkiye'de. Sen de mutlaka bu hareketin içinde olmalısın. Enerjini açığa çıkarmak, genç olduğunun altını çizmek, hem eğlenceli hem de ses getirecek bir hareketin parçası olmak istiyorsan mutlaka katılmalısın.Türkiye'nin ilk flash mob'unda çocukluğumuzun oyununa geri dönüyoruz ve birdirbir rekorunu kırıyoruz. Arkadaşlarınla ve daha önce tanımadığın yüzlerce kişiyle aynı anda içindeki enerjiye birdirbirle hareket özgürlüğü sağlayabilirsin.
Haydi birdirbir rekoru kırmaya!
Oyunun dışında kalma!
Ayrıntılar için başlığa tıkla!
Kasım 10, 2007
Smirnoff Experience Turkey
Ağır edebiyatları, tüm dünya tarafından kabul edilen soğuk mizaçları, global dünyaya uzun süre dayanan rejimleri, uzun bacaklı güzel kızları onlara tezat kırmızı burunlu erkekleri, son derece karizmatik kalpakları, votkaları ve matruşkalarıyla zihnimize kodlanan ‘Russian’ sözcüğü, yanına ‘Disco’yu da alarak hepimiz için bambaşka çağrışımlar yaratacak artık. Tüm İstanbul, Balkan ritimleri eşliğinde dans etmekten kendinden geçeceği, daha önce şaşırmamış olacağı sürprizlerle karşılaşacağı, çingene ruhundan bir parçayı kendine enjekte edeceği ve hiç bitmesini istemeyeceği gecelere hazırlıklı olsun.

Smirnoff Experience
“Experience Russian Disco” başlığıyla İstanbul’un birbirinden özel mekanlarında gerçekleşecek partiler dünyanızı değiştirecek. Ayaklarınızı yerden kesecek serinin açılışını, İstanbul’da sergilediği performanslarla dinleyenleri kendinden geçiren ve artık rahatlıkla ‘King of Russian Disco’ olarak isimlendirilebilecek Shantel yapacak.
Smirnoff Experience dünya çapında bir organizasyon, orijinal müzik ve içki keyfiyle diğerlerinden ayrılıyor.
Eğlence anlayışınıza yeni bir boyut getirecek Smirnoff Experience serisinin açılış partisi “Smirnoff Experience Russian Disco” ile 23 Kasım’da Refresh The Venue – Maslak’ta.
Artık etrafınıza daha dikkatli bakın çünkü her an kampüsünüzde kafasında kalpak, üzerinde smirnoff t-shirtlü birileri sizi de bu özel geceye davet edebilir!
Ayrıca Facebook üzerinden de www.smirnoffexperienceturkey.com 'a girip davetiye kazanma şansı yakalayabilirsiniz!

Smirnoff Experience
“Experience Russian Disco” başlığıyla İstanbul’un birbirinden özel mekanlarında gerçekleşecek partiler dünyanızı değiştirecek. Ayaklarınızı yerden kesecek serinin açılışını, İstanbul’da sergilediği performanslarla dinleyenleri kendinden geçiren ve artık rahatlıkla ‘King of Russian Disco’ olarak isimlendirilebilecek Shantel yapacak.
Smirnoff Experience dünya çapında bir organizasyon, orijinal müzik ve içki keyfiyle diğerlerinden ayrılıyor.
Eğlence anlayışınıza yeni bir boyut getirecek Smirnoff Experience serisinin açılış partisi “Smirnoff Experience Russian Disco” ile 23 Kasım’da Refresh The Venue – Maslak’ta.
Artık etrafınıza daha dikkatli bakın çünkü her an kampüsünüzde kafasında kalpak, üzerinde smirnoff t-shirtlü birileri sizi de bu özel geceye davet edebilir!
Ayrıca Facebook üzerinden de www.smirnoffexperienceturkey.com 'a girip davetiye kazanma şansı yakalayabilirsiniz!
günün (s)özü 226
Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu.
Kjell Nordstrom & Jonas Ridderstrale
Kjell Nordstrom & Jonas Ridderstrale
AnlamKat!
AnlamKat!, pazarlama ile dünyayı iyileştirebileceğine inanan insanların topluluğu. Dünyayı iyileştirecek ve hayata anlam katacak yenilikçi fikirlerimizi yaratıp bunları herkese duyuruyoruz. İnsanlara ve markalara ilham veriyoruz.
AnlamKat! kâr amacı gütmeyen gönüllü bir topluluk. Yarattığımız tüm geliri ilkyardım vakfına bağışlıyoruz.
AnlamKat! tüm yaratıcı kişilere açık. Yaratıcı gücünüzü dünyayı iyileştirmek için kullanın. Fikir ve projeleriniz ile çözümün bir parçası olun.
AnlamKat!'da neler oluyor? Ne konuşuyoruz? Ne planlıyoruz? Burada kimler var?
Görmek ve sohbete dahil olmak için facebook grubuna katılabilirsiniz, ayrıca başlığa tıklayıp blogda neler olup bittiğini öğrenebilirsiniz.
AnlamKat! kâr amacı gütmeyen gönüllü bir topluluk. Yarattığımız tüm geliri ilkyardım vakfına bağışlıyoruz.
AnlamKat! tüm yaratıcı kişilere açık. Yaratıcı gücünüzü dünyayı iyileştirmek için kullanın. Fikir ve projeleriniz ile çözümün bir parçası olun.
AnlamKat!'da neler oluyor? Ne konuşuyoruz? Ne planlıyoruz? Burada kimler var?
Görmek ve sohbete dahil olmak için facebook grubuna katılabilirsiniz, ayrıca başlığa tıklayıp blogda neler olup bittiğini öğrenebilirsiniz.
10 Kasım'larda Yürümek

Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
Dalgalanır ağaçlarla oğullar
Dalgalanır oğullarla nineler
Dalgalanır ninelerle genç kızlar
Özlemin ta yüreğime işlemiş
Seni bulmak, seni görmek için ben
Bütün toprakaltıyla barışacağım
Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
Öyle
Güçlüsün ki
Güçleneceğim
Öyle yücesin ki, yüceleceğim
Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
Dağlara, dağlara karışacağım
Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
Sanki ellerim gece
Sanki ellerim gündüz
Yazacağım seni daha, bir daha
Ben senin ölümünle yarışacağım
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Kasım 07, 2007
Hürriyete Doğru
Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe,
Deniz gelecek eline pul pul.
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden,
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Deniz kızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
Heeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
Orhan Veli Kanık
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe,
Deniz gelecek eline pul pul.
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden,
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Deniz kızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
Heeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
Orhan Veli Kanık
Kasım 05, 2007
günün (s)özü 224
Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır. Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.
Peyami Safa
Peyami Safa
Mevlana'dan Öğütler

Mevlana’nın gül bahçesinden(1);
Bir adam hileyle kuşun birini tuzağa düşürerek
yakaladı. Kuş dile geldi yalvardı:
Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok
deveyi kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın,
benimle mi doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana
üç öğüt vereceğim. Bunlara uyarsa her müşkülün
hallolur.
Birincisini elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni
bırakırsın. İkincisini şu dama konarken, üçüncüsünü de
şu ulu ağaçta söylerim dedi.
Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak:
Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni bırakırım dedi.
Kuşcağız ilk öğüdü söyledi:
“OLMAYACAK SÖZÜ KİM SÖYLERSE SÖYLESİN İNANMA” dedi.
Adam öğüdü beğenerek kuşu bıraktı. Kuş uçarak damın
saçağına kondu. İkinci öğüdünü söyledi:
“GEÇMİŞ GİTMİŞ ŞEYLERE, KAÇMIŞ FIRSATLARA AH VAH ETME”
dedi. Sonra biraz geriye çekilerek orada bulunan ulu
ağaca kondu:
Benim karnımda 500 gram ağırlığında paha biçilemez bir
inci vardı. Eğer beni kaçırmasaydın o şimdi senin
olacaktı dedi.
Bunu duyan adam ağlayıp inlemeye, saçını başını
yolmaya başladı. Bunu gören kuş seslendi:
“ Ben sana geçmiş gitmiş fırsatlar için ah vah edip
üzülme demedim mi? Madem fırsatı kaçırdın neden üzülüp
duruyorsun? Ya öğüdümü dinlemedin yahut da sağırsın.
Ayrıca sana olmayacak şeye inanma demedim mi? Benim
bütün ağırlığım 150 gram, karnımda nasıl olur da 500
gram ağırlığında inci bulunabilir?
Bunun üzerine adam kendi kendine:
Şimdi söylediklerini daha iyi anladım. Haydi şimdi de
üçüncü öğüdünü söyle bakayım dedi.
Kuş:
Allah için o iki öğüdü güzelce tuttun da benden
üçüncüsünü mü istiyorsun? Uykuya dalmış bilgisiz
kişiye öğüt vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir.
Aptallık ve bilgisizlik yırtığı yama tutmaz diyerek
uçup gitti...
Kasım 03, 2007
günün (s)özü 223
Hayat aldığımız nefes sayısı ile değil, nefesimizi kesen anlarla ölçülür!
Swami Vivekananda
Swami Vivekananda
Değişik
Başka türlü birşey benim istediğim,
Ne ağaca benzer ne de buluta benzer;
Burası gibi değil gideceğim memleket,
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız
Rengi başka, tadı başka.
Can Yücel
Ne ağaca benzer ne de buluta benzer;
Burası gibi değil gideceğim memleket,
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız
Rengi başka, tadı başka.
Can Yücel
Kasım 02, 2007
Yaşayan Dahiler
İngiltere’de 4 bin kişiye sorularak "yaşayan dáhiler" tespit edildi. İlk sırayı sentetik LSD’yi bulan kimyacı Albert Hoffmann alırken, "www"nin yaratıcısı Tim Berners-Lee ikinci oldu.
İlk on içinde ünlü fizikçi Stephen Hawking, ABD’li bestekar Philip Glass ve Rus matematikçi Grigory Perelman da yer aldı.
Uluslararası danışmanlık şirketi Synectics, İngiltere’de 4 bin kişiye sorarak, yaşayan dahileri belirledi. İlk 100 dahinin 15’ini kadınlar oluşturudu. 23’ünün İngilizlerin oluşturtuğu 100 dáhi arasında 19 müzisyen, 2 ressam ve 1 sporcunun adı yer aldı.
Sentetik LSD’yi bulan 101 yaşındaki İsviçreli kimyacı Albert Hoffmann ilk sırasında yer aldı. Onu internette "world wide web"in (www) yaratıcısı olan İngiliz bilgisayar uzmanı Tim Berners-Lee takip etti. Efsanevi boksör Muhammed Ali, Usame bin Ladin ile 43’üncü sırayı paylaşırken, listenin ilk 10 sıralamasına girenler şöyle:
İsviçreli kimyacı Albert Hoffman, İngiliz bilgisayarcı Tim Berners-Lee, Amerikalı yatırımcı ve yardımsever George Soros, "Simpsons" çizgi karakterlerinin babası Amerikalı mizahçı ve animasyon ustası Matt Groening, Güney Afrikalı devlet adamı Nelson Mandela, İngiliz kimyacı Frederick Sanger, İtalyan yazar ve senarist Dario Fo, fizikçi Stephen Hawking, Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer, Amerikalı bestekar Philip Glass ve 3 yıl önce matematiğin en büyük problemlerinden biri olan "Poincaré conjecture" problemini çözen ve bu çözüm için konan 1 milyon dolarlık ödülü reddeden Rus matematikçi Grigory Perelman.
Kaynak: Mediacat
İlk on içinde ünlü fizikçi Stephen Hawking, ABD’li bestekar Philip Glass ve Rus matematikçi Grigory Perelman da yer aldı.
Uluslararası danışmanlık şirketi Synectics, İngiltere’de 4 bin kişiye sorarak, yaşayan dahileri belirledi. İlk 100 dahinin 15’ini kadınlar oluşturudu. 23’ünün İngilizlerin oluşturtuğu 100 dáhi arasında 19 müzisyen, 2 ressam ve 1 sporcunun adı yer aldı.
Sentetik LSD’yi bulan 101 yaşındaki İsviçreli kimyacı Albert Hoffmann ilk sırasında yer aldı. Onu internette "world wide web"in (www) yaratıcısı olan İngiliz bilgisayar uzmanı Tim Berners-Lee takip etti. Efsanevi boksör Muhammed Ali, Usame bin Ladin ile 43’üncü sırayı paylaşırken, listenin ilk 10 sıralamasına girenler şöyle:
İsviçreli kimyacı Albert Hoffman, İngiliz bilgisayarcı Tim Berners-Lee, Amerikalı yatırımcı ve yardımsever George Soros, "Simpsons" çizgi karakterlerinin babası Amerikalı mizahçı ve animasyon ustası Matt Groening, Güney Afrikalı devlet adamı Nelson Mandela, İngiliz kimyacı Frederick Sanger, İtalyan yazar ve senarist Dario Fo, fizikçi Stephen Hawking, Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer, Amerikalı bestekar Philip Glass ve 3 yıl önce matematiğin en büyük problemlerinden biri olan "Poincaré conjecture" problemini çözen ve bu çözüm için konan 1 milyon dolarlık ödülü reddeden Rus matematikçi Grigory Perelman.
Kaynak: Mediacat
En gözde sosyal-network sitesi
Facebook çılgınlığı ortalığı kasıp kavurmaya devam ediyor. Anderson Analytics şirketinin 18-24 yaş arası kolej öğrencileri arasında yaptığı araştırmaya göre Facebook, gençler arasında en gözde sosyal-network sitesi haline geldi. Site, geçen yılın 1 numarası MySpace’in tahtına kurulurken; Facebook’un kızlar arasında, erkeklere oranla 2 kat daha popüler olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre MySpace, kızlar arasında ikincilik koltuğuna gerilerken, erkekler arasında ilk 5’e bile giremedi. Araştırma, sosyal network sitelerini kullanarak genç insanları hedefleyen pazarlamacıların, erkeklere oranla kızlara ulaşmada daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Anderson GenX2Z Gençlik Araştırma Grubu Baş Danışmanı Jesse Chen, “Bu cinsiyet farklılaşması gerçekten dikkate değer. Gençler arasında kariyer sitelerini ziyaret oranlarına baktığımızda ise tam tersini görüyoruz. LinkerIn gibi siteleri daha çok erkekler dolaşıyor” diyor.
Kolejliler, Amerika’da pazarlamacılar için en güçlü kitleyi oluşturuyor. Anderson Analytics Yönetim Ortağı Tom Anderson, “Onlar, anne-babalarının ne alacağı konusunda çok önemli etkiye sahipler. Sonra kendi paralarını kazanmaya başlıyor ve geleceğin müşterileri haline geliyorlar. Pazarlamacıların en gözde hedefi onlar. Amerika’da herkes daha genç olmak istiyor, biz de onlarla meşgulüz” diyor.
Araştırmada ayrıca, kolejli gençler arasında en popüler kitabın “Harry Potter”, giyim markasının “Old Navy”, derginin “Cosmopolitan”, fast-food restoranının “Taco Bell”, TV programının “Grey’s Anatomy”, içeceğin “Coca Cola”, MP3 çaların “iPod”, müzik grubunun “Linkin Park” ve ünlünün de “Johnny Depp” olduğu ortaya çıktı.
Kaynak: Marketing Türkiye
İğrenç Espriler
Sana bi kafa korum, bi de Kamuran Akkor!
Bu espriye kim güler? Güler Duman.
Peki buna kim inanır? Kadir İnanır.
Ben Affleck isem, Saint Joseph isen, Kim Bassinger?
Hepsi ve daha daha fazlası için www.ilk5.net
Bu espriye kim güler? Güler Duman.
Peki buna kim inanır? Kadir İnanır.
Ben Affleck isem, Saint Joseph isen, Kim Bassinger?
Hepsi ve daha daha fazlası için www.ilk5.net
günün (s)özü 222
'Önemli olan,' dedi Alice, sözcüklerden çok farklı anlamlar çıkarabilmen.
Lewis Carroll
Lewis Carroll
Kasım 01, 2007
Mantar
Reklam amaçlı yaptırdığı kibrit kutularının üzerine "iyi temizlenmemiş bir havludan kaç çeşit mantar kapabileceğinizi biliyor musunuz?" yazdırıp, cevabını kutunun hiçbir yerine yazmayan kuaför salonunu arayan, sorunun cevabını soran kişi bendim. Telefonu açıp soru karşısında şaşkınlık geçiren ve Veysel beyi çağırıp durumu aktararak "Ne diyeceğiz şimdi?" diyerek panikleyen, daha sonra kendi aralarında pazarlık yaparak "30 de, yok yok 40 olsun, 80 de nereden bilecek" diyerek en son 60 cevabını veren işyeri ise "Ima... Kuaför Salonu"ydu. Ankaralılara önemle duyurulur. Siz yine de saçınızı kurulatmadan önce bir pazarlık edin. Bana 20'ye bırakırlar gibi geldi!
Kaynak: itiraf.com
Kaynak: itiraf.com
eNSTaNTaNeLeR 29
* Salkım Hanım'ın Enstantaneleri
* Karşılıksız maaş
* Vasco da Gama ^ Vakko da Rama
* Trend Show TV
* Arif Susamlı Çubuk Kraker
* Hizmette sinir(!) yoktur.
* 0 Rh - kan kardeş aranıyor!
* Abi, sen fikri bul, kapitalizm benden.
* Karşılıksız maaş
* Vasco da Gama ^ Vakko da Rama
* Trend Show TV
* Arif Susamlı Çubuk Kraker
* Hizmette sinir(!) yoktur.
* 0 Rh - kan kardeş aranıyor!
* Abi, sen fikri bul, kapitalizm benden.
Tren Sesi
Garibim
Ne bir güzel var
Avutacak gönlümü
Bu şehirde,
Ne de tanıdık bir çehre;
Bir tren sesi
Duymaya göreyim
İki gözüm iki çeşme.
Orhan Veli Kanık
Ne bir güzel var
Avutacak gönlümü
Bu şehirde,
Ne de tanıdık bir çehre;
Bir tren sesi
Duymaya göreyim
İki gözüm iki çeşme.
Orhan Veli Kanık
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















